🎽 Ünlü Bir Ressamın Kolay Resmi
vF4t. ÜNLÜ RESSAMLARIN TABLOLARINDAN YENİDEN CANLANDIRDIĞIMIZ FOTOĞRAFLARIMIZ Gezmediğimiz zamanlarda ne mi yapıyoruz? Sanatla birlikte eğleniyoruz. Sanata tutkun bir resim öğretmeni ile fotoğraf meraklısı eşinin hoş zaman aktivitelerinin fotoğraflarıdır bunlar. Rönesans’tan, Barok’tan, Modern Sanat’tan ve tarihe ismini kazımış kişilerden esintiler. Sanat tarihinde yer etmiş ressamların eserlerini ve ünlü kişileri uyarlayıp canlandırarak fotoğraflıyoruz ve bunu yaparken çokça eğleniyor, geçmiş yüzyıllara yolculuk yapıyoruz. 2017 yılında başladığımız canlandırılmış resimlerimiz gittikçe çoğalıyor, keyifli seyirler. Leonardo da Vinci Son Akşam Yemeği – Last Supper On üç adam bir masanın başında oturuyorlar. Yemek yemeyi aniden bırakmışlar, yüzlerinde şaşkınlık ve üzüntü var. Heyecan içindeki havariler arasında sadece İsa sükûnetini koruyor. İncil’de şöyle geçiyor bu an; Hep bir arada yemek yerlerken İçinizden biri beni ele verecek’ dedi. Derin bir üzüntü ile her biri ona sormaya başladı Yoksa ben miyim?’. 1495-1497 yıllarında İtalya Milano’da Santa Maria delle Grazie Kilisesi duvarına Leonardo da Vinci tarafından yapılan bu fresk kilise yemek salonunun dar kenarını tamamıyla kaplar. Neredeyse 9 metreyi bulan genişliği ile Leonardo’nun yaptığı en büyük resimdir. Son Akşam Yemeği daha Leonardo yaşarken çok sevilen ve taklit edilen bir resim olmuştu. Sonraki dönemler de ilgi duyulan resmi bizde farklı bir versiyonu ile yeniden canlandırdık, 12 Şapkalı Havari ile Son Akşam Yemeği. Leonardo da Vinci'nin mekaniğine yolculuk yazımızı da okuyabilirsiniz. Sistina Şapeli tavanına ressam ve heykeltıraş Michelangelo tarafından yapılan Adem’in Yaratılışı resmi, 1508-1512, Ailemizin bireyi kara kedimiz Şanuar’ımızla birlikte. Sistina Şapeli’nin tavanını dört yıl boyunca tek başına resimleyen bu İtalyan ressamın biraz aksi olduğu yazılır kitaplarda. Amerikan ressam Grant Wood tarafından 1930 yılında yapılan American Gothic resmi. Sanatçı model olarak kız kardeşini ve dişçisini kullanmıştır. Amerika Iowa’nın küçük bir kasabasındaki gotik ahşap evin önünde resmedilen çiftin arkadaş canlısı olduğu söylenemez. Ressamın amacı kırsaldaki Amerikan değerlerini yüceltmektir. Marc Chagall Yürüyüş The Walk 1918 Marc Chagall mutluluk ve iyimserliği tuvallerinde capcanlı renklerle buluşturan Yahudi Rus ressam 1887-1985. Çocuksu ve eğlenceli resimleriyle kübizm fovizm ve sürrealizm gibi birçok akımın içerisinde yer alan sanatçı sık sık eşi ile kendisinin de resimlerini yapar. Yeniden canlandırdığımız tablolara sevdiğimiz ressam Chagall'dan ekledik. Şehrin Üzerinde Over the Town 1918 Marc Chagall The Bridal Pair With The Eiffel Tower 1939 Hayattaki en önemli ve güçlü şeyin aşk olduğunu söyleyen Belaruslu ressam Marc Chagall'ın Eiffel kulesi önünde resmettiği aslında kendisi ve karısının yüzleri olan bu resimde yine aşkı yüceltir. Kompozisyonunda kullandığı şehir ve hayvan simgeleriyle aşkı eğlenceli hale dönüştürür. Klimt, Öpücük, 1907-08, Belvedere Sarayı Galerisi Viyana’da bulunan bu resmi gördüğümüzde çok etkilenmiştik. Oldukça büyük bir boyuta sahip olan resim, 180x180 cm, altın yaldızlarla bezeli süslemeli artnouveau tarzındadır. Bu resme ayrılmış büyük bir odada sergileniyor ve fotoğrafını çekmek yasak olduğu için hemen orijinal resmin yanında küçük bir odada gerçek boyutlarında kartondan bir maketi ile fotoğraf çektiriliyor. Quentin Matsys - The Moneylender and His Wife 1514, Tefeci ve Karısı'nın olduğu resimde, kadının dikkati önünde duran kutsal kitaptan eşinin elindeki teraziye kaymış dikkatlice bakıyor. Resaam Matsys'nin yaşadığı Anvers'te birçok tefeci ve döviz bürosu vardı. Tabloda kadının dikkatinin kutsal kitaptan eşinin ölçme işlemine kayması para tutkusunu ayıplar ve ruhani görevleri yüceltir. Rene Magritte - The Lovers 1928 Belçikalı sürrealist ressam Magritte'in bu çalışmasında kullanılan kumaş iki sevgili arasındaki samimi kucaklaşmayı ve öpücüü kısıtlar. Bazı eleştirmenler gerçek doğasını yansıtmayan insanın tasviri olarak değerlendirirler bu resmi. Marcel Duchamp Bicycle Wheel 1913 Ready Made Fransız ressam Marcel Duchamp'ın ilk hazır nesnesi olan Bicycle Wheel'i Yavuz Alim yeniden yaptı. Bizim sanat okullarında röprodüksiyon öğrencilik aşamasında yapılan resimleri kopya etmek yapmamızla aynı şey bu. Evet tabure üzerinde ters duran bu bisiklet tekerleği bir sanat eseri. Saçma, sıradan ve anlamsız bulabilirsiniz, ki Duchamp'ın ve Dada'nın tam olarak düşündükleri şeylerdi bunlar. Dada ve Duchamp yazımızı da okuyabilirsiniz. Caravaggio Bacchus, 1596 İtalyan ressam Caravaggio’nun resmettiği Yunan mitolojisindeki şarap tanrısı Baküs diğer adıyla Dionysos. Baküs’ün tasvirleri iki çeşittir; görünüşü ciddi, yardımsever, uzun sakallı ve baştan ayağa doğulu bir kral gibi giyinmiştir. Diğer tasviri ise eşsiz bir güzelliğe sahip biraz kadınsı, yuvarlak hatlı ve genç olarak resmedilmiştir. Sarmaşık yapraklarından yapılmış bir taç ile süslenmiş saçları uzun dalgalar halinde omuzlarına düşer. John Everett Millais Ophelia 1851 William Shakespeare'in 1600'de yazdığı Hamlet'in karakterlerinden biri Ophelia. Hamlet mektuplar yazarak Ophelia'yı kendine aşık eder, abisinin ve babasının itirazlarına karşı Ophelia Hamlet'e tutkulu bir aşk besler ve onunla birlikte olur. Hamlet kolay elde ettiği Ophelia'yı reddeder ve onu kadınlığı ile suçlar, hafif bulur. Babasından, abisinden ve sevdiği erkek tarafından reddelilen Ophelia yıkıma uğrar ve intehar eder. Ophelia 420 yıl önce yazılmış bir karakter ama yaşamı ile zamanımızdan biri gibi. Ophelia babasının sözünden çıkmayan masum bir genç kız, tutkulu bir aşık ve melankoliden delirmiş bir kadın. Hollandalı ressam Johannes Vermeer’in 1665 yılında yaptığı İnci Küpeli Kız resmi. Resim kuzeyin Mona Lisa’sı olarak anılır. Ressamın modele bakarak çalıştığı ve modelin kızı ya da yakını biri olduğu yazılır kitaplarda. Tabloyla aynı adı taşıyan 2003 yapımı filmde ise hikâye daha farklı işlenmiştir. İzlemediyseniz tavsiye edilir. Whistler’in Annesi ya da Ressamın Annesi tablosu Amerikalı ressam James Abbott Whistler tarafından 1871 yılında yapılmıştır. İsminden de anlaşılacağı gibi ressam kendi annesini resimlemiştir. Siyahlar içerisindeki annenin metanetli duruşunu eşini kaybetmiş çocuğuna yalnız bakmak zorunda olan bir kadını betimlemektedir. Rönesans dâhisi İtalyan ressam Leonardo da Vinci tarafından 1489 yılında yapılan Erminli Kadın ya da Kakımlı Kadın resmi. Milano Dükü Ludovico Sforza’nın hizmetinde olan ressam, dükün aşığı olan Cecilia Gallerani’yi resmetmiştir. Modelin elinde tuttuğu kakım yada diğer adıyla ermin, sansargillerden bir gelincik türüdür. Vincent van Gogh 1889 Bandajlı ve Pipolu Otoportre, Sık sık buhranlar geçiren Van Gogh 23 Aralık 1888 gecesi ressam Gauguin ile tartıştıktan sonra sinir krizi geçirir ve bulduğu bir usturayla arkadaşını tehdit eder. Ardından kulağını keser. Kesik kulağını Rachel adında bir hayat kadınına verir. Mihri Hanım, Otoportre, tuval üzeri yağlıboya Mihri Hanım, 26 Şubat 1886 ve 1954 tarihleri arasında yaşamış ilk Türk kadın ressamımızdır. Saray ressamı Zonaro’dan resim dersleri alan Mihri Hanım, resim derslerine Roma’da ve Paris’te devam eder. 1913’te Kız Öğretmen Okulu’na resim öğretmeni olarak atanan Mihri Hanım 1914’te kızlar için açılan güzel sanatlar okulu olan İnas Sanayi Nefise Mektebi’nde göreve başlar. Ressamın bu resminin tarihi bilinmemekle birlikte İstanbul Resim Heykel Müzesi koleksiyonundadır. Mihri Hanım Sergisi yazımıza da bakabilirsiniz. Jacques Louis David, Marat’ın Ölümü, 1793 Fransız Devrimi’ni tutkuyla savunan ressam David, arkadaşı Jean Paul Marat’ın ölümünü resmetmiştir. Banyosunda bıçaklanarak öldürülen Marat’ın elinde katilinin ona ulaşmasını sağlayan mektup vardır. Yerde duran bıçak, mektup ve kalem tutan elinin duruşu ile Marat’ın henüz öldüğünü anlıyoruz. Hüseyin Avni Lifij 1906 Pipolu Kadehli Otoportre Henüz akademik eğitim görmeden yaptığı pipolu ve kadehli yağlı boya portresi arzuladığı bohem sanatçı yaşantısına bir göndermedir. Frans Hals, Young Man With a Skull, 1666 Belçika doğumlu ressamın yaptığı kafatası tutan genç adam portresi gerçek bir portre olmayıp, ölümün kaçınılmazlığını ve yaşamın kısalığını anlatan bir vanitas sahnesidir. Kafatası ölümü, delikanlı ise gençliği ve enerjiyi simgeler. Hals ilk yarısında Felemenk'te başarılı bir portre ressamıydı. Albrecht Dürer, Otoportre, 1500, Farklı dönemlerde otoportresini yapan sanatçı burada 28 yaşındadır. Yüzünde dinginlik hissi ile, uzun saçlarıyla, sakalıyla ve cepheden verdiği pozla dramatik bir etki yaratan Dürer adeta Hz. İsa gibi tasvir etmiştir kendisini. Biz de otoportresini postmodern olarak ele aldık. Trophime Bigot'a atfedilen Allegory of the Vanity of Earthly Things isimli eserin asıl sahibi bilinmemektedir. Dünyevi Şeylerin Kibri Alegorisi olarak adlandırılan çalışmada hayatın geçiciliğini vurgulayan kurukafa vanitas resmine göndermedir. Son zamanlarda popüler olan Meksikalı ressam Frida Kahlo. 1907 – 1954 yılları arasında yaşamış ünlü ressamın hayatı acılarla dolu olmuş, bu acılarını resimlerine aktaran ressam farklı ülkelerde sergiler açmıştır. Yine ressam olan eşi Diego Rivera ile olan aşkı da birçok kitaba konu olmuştur. Meksika yerel kıyafetleri, çiçekleri takıları ile popüler kültürde çokça yer almıştır. Frida Kahlo Aşk ve Acı kitap analizi yazımıza da göz gezdirebilirsiniz. Bu da bize ait bir resim fotoğraf, çıkış noktamız ise Barok resim sanatı. Barok Resim kısaca, teatral etkiye sahip ışık gölgenin belirgin olduğu duyulara içgüdüye hitap eden Geç Rönesans sonrası 17. Yüzyıl resimlerdir. Namık İsmail Sedirde Uzanan Kadın Düşünce 1917 1890 – 1935 yılları arasında yaşamış Samsun doğumlu izlenimci ressamımız Namık İsmail, batıya özgü sade bir kıyafet içerisindeki omuzları açıkta kalan figürün yüzüne dikkati çeker. Resmin sağındaki kitaplıklar kadının okuyan ve elit kimliğe sahip olduğuna dair bir izlenim yaratıyor. Resmin genelinde pastel renkler kullanan ressamın birçok figür, portre, nü ve manzara resmi bulunuyor. Georges de La Tour – Magdalene with the Smoking Flame-1640 1593-1652 yılları arasında yaşamış Fransız Barok ressamı Georges de La Tour’un 1640 tarihli bu yağlıboya resmi Louvre müzesinde bulunuyor. İncil’de geçen İsa’nın takipçilerinden olan Mecdelli Meryem’i mum ışığında tasvir eden sanatçı bu temanın iki farklı versiyonunu daha yapmıştır. Işık gölgeyi etkili bir şekilde resimlerinde kullanan sanatçının çoğu eseri mum ışığında aydınlatılan sahnelerden oluşmaktadır. Avusturya'lı ressam Egon Schiele 1890-1918 yılları arasında yaşamış, dışavurumcu akım içerisinde birçok eser üretmiş ressamdır. Viyana'da bulunan Leopold Müzesi'nde bir çok eserini görme şansını bulduğumuz ressam oldukça buhranlı ve kırılgan figürleri ile dikkat çeker. 1910 yılında yaptığı bu otoportresi sanatçının güçlü kalemini yansıtıyor. 1927-2016 yılları arasında yaşamış Phillip Leonian hareketin özünü yakalamayı amaçlayan bir fotoğraf sanatçısıdır. Tek bir kareye tüm hareketi sığdırmayı düşünen sanatçının fotoğraflarında fütüristik tadlar bulunuyor. Biz de sanatçının The Kiss fotoğrafını ufak değişiklikler ile yeniden canlandırdık ve biz buna "kavuşma" dedik. Coco Chanel, 1883 – 1971 yılları arasında yaşamış Fransız moda tasarımcı. Chanel bence çok özel bir insan, tasarımlarıyla kadın kıyafetlerine yeni bir soluk getiriyor. Time’da yüzyılın en önemli yüz kişisi içerisinde yer alan tek moda tasarımcısıdır. Çoğu tasarımı moda dünyasında hala anılmakta. Ben onu bir sözüyle anmayı çok seviyorum; “Siyahı zorla kabul ettirdim. Etrafındaki diğer tüm renkleri yok eder siyah, o yüzden bugün hala çok güçlü.” Gabrielle Coco Chanel Coco Chanel kitap analizi yazımızı da okuyabilirsiniz. Pulp Fiction 1994 Quentin Tarantino 1929-1993 yılları arasında yaşamış sinema oyuncusu ve moda ikonu Audrey Hepburn’ün 1961 yıllı yapımı Tiffany’de Kahvaltı filmi imajı. Antik Mısır’ın kraliçesi Kleopatra. Aslında yedinci Kleopatra ama ondan öncekiler bu kadar ünlü olmadığı için sadece Kleopatra adıyla anılır. Birçok dil bilen zeki ve güzel bir kadın olan Kleopatra aslen Yunanlı idi. Birçok kitaba ve filme konu olan kraliçenin kullandığı makyajı hastalıklardan ve mikroptan korunma amaçlı olduğu yazılır. Hayao Miyazaki’nin Küçük Cadı Kiki animasyon filmi 1935-1977 yılları arasında yaşamış olan Rock'n Roll'un kralı Elvis Presley'in 1957'de çekilen Jailhouse Rock filminde de söylediği Jerry Leiber ve Mike Stoller tarafından yazılmış aynı isimli şarkısını seslendirirken filmden alınan bir sahne. İlgili Yazılar; Dönem Kıyafetleri; 90'lar, 80'ler, 70'ler, 50'ler, 20'ler Yazan Aylin K. I.
ÜNLÜ RESSAMLARDAN ÜNLÜ SÖZLER_____________________________________________________________________________"Renk bir zevk ve duygu işidir." "İnsanın söyleyecek bir şeyi olmalı. Yoksa olmaz. Her şeyden çok resmi sevmeyince insan ressam olamaz. Hem sonra mesleğin inceliklerini bilmek de yeterli değildir. Duygu ve çoşku da gerek. Bilim çok iyi ama bizim için imgelem daha da gereklidir... " Edouard Manet______________________________________________________________________________"Desen biçim değildir, biçimi görme yoludur." "Desen görülen şey değildir, başkalarına gösterilmesi gereken şeydir." "Bilinmediği zaman resim pek güç bir şey değildir. Ama bilinince... o zaman bambaşka bir şeydir ! " Edgar Degas________________________________________________________________________________"Özellikle sanatta her şey doğanın değinmesiyle gelişmiş ve olumlaşmış kuramdır." "Hep aynı şeye dönüyorum Ressam bütün benliğiyle doğanın incelenmesine vermelidir kendini ve bir öğretim niteliğini taşıyan tablolar yapmağa çalışmalıdır..." Paul Cezanne________________________________________________________________________________"Ressamın paleti bir anlam taşımaz. Her şeyi yapan gözüdür." "Bir manzara resmiyse içinde gezip dolaşmak, bir kadın resmiyse sırtını okşamak isteğini uyandıran tabloları severim. Bununla birlikte doğanın yansılamasının durması gerektiği bir nokta vardır." "Resimde fazla olan bir şey vardır, anlatılamayan, temel olan bir şey vardır. Doğanın önüne kuramlarla varırsınız, doğa sizi yerlere serer..." "Bir tablonun zaman ve onarmalar yüzünden başına gelebilecek cilalara, pisliklere ve bütün namussuzluklara dayanacak güçte olması gerekir." "Aslında hiç bir şey bilmiyoruz, hiç bir şeyden emin değiliz. Eskilerin yapıtlarına bakınca insanın kötü şeyler düşünmesi gerekmez... İnsan resim yapmayı müzede öğrenir. Doğaya bakarak salt inceleme yapmak gerektiğini söyleyen bazı dostlarımla bu konuda bir çok tartışmalar yaptım." Auguste Renoir_________________________________________________________________________________"Kuşun öttüğü gibi resim yaparım ben." "Ya karşısında ya da üstünde olmak isterdim denizin her zaman. Öldüğüm zaman da bir şamandıraya gömülmek isterdim." "Tablolar öğretilerledoktrinlerle yapılamaz." "... Kötü ressamları göklere çıkaran dergiler var, gazeteler var. Herkes tartışıyor, herkes anladığını iddia ediyor. Oysa sadece sevmek yeter de artar. Satıcılar tablolarımın arasında seçme yaptıkları zaman en iyi tabloyu göremeden geçerler genellikle. Remi gerçekten tutkuyla seven bir tek kişiye rastladım bugüne dek. Bu adam Bay Chocquet idi. "Resmi neden ve nasıl sevdiğimi bana anlatmasınlar, buna ihtiyacım yok" derdi. Açtığımız "impressioniste"ler sergisi sırasında içeri girmek isteyince "Sakın ha ! Oraya girme !` demişler Bay Chocquet'ye. Bir yıl sonra tablolarımızın satışında kendisine Hotel Drouot'un , önünde rastladım. Argenteuil'de yaptığım tablolarımdan birini 100 franga almıştı. Bizi tanıştırdılar. Gözleri dolarak "Bir yılıma yazık oldu" dedi. "Tablolarınızı bir yıl önce görebilirdim. Bu zevkten nasıl da yoksun bıraktılar beni..." Çünkü o zamanlar acımadan yargı giydiriyorlardı bize. "Anlamıyorum.." demiyorlardı. "Ahmakça, iğrenç" diyorlardı. Bu da bizi kışkırtıyor, bize cesaret veriyordu, çalıştırıyordu bizi." Claude Monet_________________________________________________________________________________"Küçük tuşlarla çalışmalı ve algılarını hemen tabloya geçirmeğe yönelmelidir ressam." Camille Pisarro_________________________________________________________________________________"Sanat doğadan çıkarılan bir soyuttur." "Bir tablonun yapımı nerede başlar nerede biter ? İnsanın içinde aşırı duygular kaynaşmaya başlayınca, bu duygular patlayınca ve bütün düşünce yanardağdan çıkan lavlar gibi çıkıp taşınca birdenbire yaratılan yapıtın çok keskin bile olsa büyük ve insanüstü bir patlayışı değil midir bu ? Usun bilinçli hesaplarının bu patlayıştan öncesiyle bir ilgisi yoktur, ama insanın içinde yapıtın ne zaman başladığını kim bilebilir ? Bu yapıt belki de bilinçsizliğin doğurduğu bir şeydir." "Beni düşündüren en önemli şey şudur İyi bir yolda mıyım, çalışmalarımda gelişme var mı, sanat hataları yapıyor muyum ? Çünkü maddeyle ilgili, tablo yapımıyla ve hatta tualin hazırlanmasıyla ilgili sorunlar gerçekten en son planda yer alır. Bunlar her zaman için düzeltilebilir değil mi ?Oysa sanat, derinleştirilmesi çok ince ve korkunç bir şey....." "Sanatçı ya üstün bir kişidir ve böyle sanatını anlayacak sonra da eğer karşılaştırma faydalıysa edebiyat sanatlarıyla karşılaştırılabilecek güçtedir; ya da yeteneksiz bir kişidir ki, o zaman da onunla uğraşmaya değmez. Bilmem hangi eleştirmeci ona "Kuzeye gidin" der. Bir başkası "Güneye gidin" der. Aynı eleştirmeci "Oturun şuraya" da diyebilir. Hangi yola yönelmeli ?" Paul Gauguin_________________________________________________________________________________"Kırmızı ve yeşille korkunç insan tutkularını anlatmağa çalıştım." "Japon sanatı incelenince bilge, filozof ve zeki bir insanla karşılaşılır. Su götürmez bir gerçektir bu. Peki ne yapar bu adam ? Neyle vakit geçirir ? Dünya ile ay arasındaki aranın ölçümünü mü inceler ? Hayır. Bismarc'ın siyasasını mı inceler ? Hayır bir ot parçasını inceler .Ama bu ot parçası bütün bitkilerin resmini yapmağa götürür onu. Sonra evlere, manzaraların büyük görünüşlerine, hayvanlara, en sonunda da insana götürür. Böyle geçer yaşantısı ve yaşantı tümünü yapmak için çok kısadır." Vincent Van Gogh_________________________________________________________________________________ "Yeninin temel oluşu seyrektir; insan en içten yerinden hareket ederek bir şeyi iyiye doğru geliştirmeli, gerekli olan budur." Henri de Toulouse-Lautrec_________________________________________________________________________________"Sanat düzendir." George Seurat__________________________________________________________________________________"Resim yapan ben değilim, elimi başka biri tutuyor." Henri Rousseau__________________________________________________________________________________"Sanat görüneni yansıtmaz; görünür kılar." "Renk beni yakaladı; artık rengin peşinden koşma gereğini duymuyorum. Her zaman için beni yakaladığını biliyorum. Bu kutsal dakikanın anlamı işte budur. Renk ile ben kaynaştık, ayrımız gayrımız yok. Ressamım." "Çabuklukla hiç bir şey yapılamaz. Yapılan şeyler büyümelidir, yukarıya doğru gelişmelidir ve büyük yapıtın zamanı gelmişse - ne bulduk ama tümü büyük güçten yoksunuz çünkü Bizi destekleyecek halk biz bir halk arıyoruz. Bunu aramağa burada, Bauhaus'ta başladık. İşe burada bir toplulukla başladık ve her birimiz bu topluluğa elindekini elimizde değil." Paul Klee__________________________________________________________________________________"El sadece duygululuğun ve zekanın sürdürülmesi, uzamasıdır." "Aradığım şey içten doğma bir şey değildir. Örneğin; "Uyuyan Romen Bluzlu Kadın" tablosu altı ayımı aldı. İnsan şüphesiz kendini zorlamadan, şarkı söyler gibi resim yapmalı. Akrobat numarasını belli bir kolaylıkla çok rahat yapar. Bu sonucu elde etmek için kim bilir ne kadar çalışmıştır. Bunu unutmamak gerek. Resimde de böyledir." "Ben duygularımla çalışırım. Kafamda tasarlar, bunu uygulamak isterim. Çok zaman aynı tasarı üzerinde bir çok defalar çalışırım. Ama varmak istediğim sonucu bilirim." Henri Matisse__________________________________________________________________________________"Resim sanatı bir hesap ya da bir usa vurma işi değildir." "Resim yaparken zevk duymak diye bir şey yoktur. Yaratma, esinlenme sarhoşluğu diye de bir şey yoktur. Bunun tam tersine, yapılacak ya da yeniden ortaya getirilecek şey önünde büyük bir serinkanlılığa ve huzura gereksinme duyulması gerekir. Sizin sözünü ettiğiniz zevki ben resim bittikten sonra duyarım. O zamana kadar "saraband" dansını oynayan fırçamdır. Ben değilim." Raoul Dufy__________________________________________________________________________________"İstediğimi yaparım, yapabildiğimi isterim." "Sanat çoşku yaratır, karıştırır ortalığı. Bilim güven verir." "Ressam her şeyi gözüyle, yazar adıyla bilir En iyi de ön yargıdan faydalanır yazar. Eleştirme bu yüzden kolaydır." "Devrimci bir ressam değilim ben. Çoşkuyu aramam, sevgi yeter bana." "İstediğini bilen yanılmaz." "Düşünmek ve usa vurmak ayrı şeylerdir." "Halk sanatı vardır, bir de halk için sanat vardır. Sonuncusu düşünürlerin bulduğu bir şeydir." "Çoşkuyu düzelten kuralı severim." Georges Braque__________________________________________________________________________________"Işınlar yaymalıdır bir tablo." "Benim için biçim soyut bir şey değildir hiç bir zaman. Biçim her zaman bir şeyin simgesidir. İnsandır, kuştur, ya da başka bir şeydir. Biçim için biçim değildir resim benim için." Joan Miro__________________________________________________________________________________"Herkes resmi anlamak istiyor. neden kuşların ötüşünü anlamağa çalışmıyorlar ? Gece, çiçek, kişiyi çevreleyen her şey neden anlaşılmağa çalışılmadan sevilir ? Ama resme gelince anlamak istiyorlar. Sanatçının gerektiği için çalıştığını anlasınlar özellikle. Açıklamak gereğini duymadığımız ama bizi büyüleyen doğadaki bir çok şeye verilen önemden çok bir önem verilmemesi gerekir sanatçıya, çünkü o da dünyanın en küçük üyelerinden biridir. Bir tabloyu açıklamaya çalışanlar çok zaman yanlış yola saparlar. Bir süre önce Gertrude Stein neşe içinde tablomun neyi göstermek istediğini anladığını söylemişti. Stein'a göre tabloda üç müzikçi varmış. Oysa bir natürmort idi !" "Bir seyirci benim duyduğum gibi tablomu duyabilir mi hiç ? Bir tablo bana uzaklardan gelir. Ne kadar uzaktan geldiğini kim bilebilir ? Ben bunu sezmişimdir, görmüşümdür, yapmışımdır, gene de ertesi günü kendim bile ne yaptığımı anlamamışımdır. Benim düşlerime, içgüdülerime, isteklerime, düşüncelerime nasıl girebilir ? Bütün bunlar uzun süreden sonra hazırlanmıştır, gün ışığına çıkmıştır. Özellikle belki de irademe karşın bunları yakalayabilmek için harcadığım çabadan sonra kim girebilir içine ?" "Ben aramam, bulurum." "Hiç bir zaman aramayı durduramazsınız, çünkü hiç bir zaman bulamazsınız." Pablo Picasso
5 Nisan 2012 Perşembe Ressam Resimleri Yukarıda ünlü ressamlara ait karakalem çalışmalarını çalışmalarını pc nize yükleyebilir ve ressam ve çalışmaları çok yakında daha fazla içerikler çalışmaları ve ressam yağlı boya tabloları na sitemizden ulaşabilirsiniz. Gönderen ressam zaman 1416 Etiketler karakalem ressam, ressam, ressam çizim, ressam resim, ressam resimleri, ressamlar çizim, ressamların hayatları, ünlü ressamlar Hiç yorum yok Yorum Gönder Sonraki Kayıt Önceki Kayıt Ana Sayfa Kaydol Kayıt Yorumları Atom
Merhabalar sevgili E-Bursum okuyucuları. Yazımızda dünya sanat tarihine etkisi olmuş ressamların tablolarını ve tabloların hikayelerini anlatacağız. Her sanat eserini var eden bir hikaye vardır. Daha önceleri isimlerini duyduğunuz birçok tablonun hikayesini sizler için derledik. Çayınız kahveniz hazırsa yazımızı okumaya başlayabilirsiniz. Keyifli okumalar diliyoruz. İnci Küpeli Kız Johannes Vermeer 1632-1675 yılları arasında Hollanda taşralarında yaşamış bir ressamdır. Kuzeyin Mona Lisa’sı olarak adlandırılan İnci Küpeli Kız tablosunu 1665 ve dolaylarında çizmiştir. Ne yazık ki Vermeer hayatta iken yoksulluk çekmiştir. Değeri yaşadığı çağdan iki yüzyıl sonra 19. yüzyılda anlaşılmıştır. Taşralı, fakir bir ressam olmasına rağmen oldukça mükemmeliyetçi bir sanatçı kişiliğe sahip olan Vermeer, tablolarında 17. yüzyılın en pahalı boyalarını kullanmıştır. Işık oyunları ve yansımaları ustaca kullanmış ve genellikle iç mekan çizimleri yapmıştır. 43 yıllık yaşamında yalnızca 35 eser yapması onun mükemmeliyetçi tutumunu bizlere kanıtlar. Tablo içli içli bakan, inci küpeli bir kıza ev sahipliği yapıyor. Peki bu kız kim? Gerçek bir insan mı? Bu tablo neden bu kadar ilgi uyandırdı? Bu sorular yüzyıllardır eseri yorumlayanların kafasında dönüp duruyor. Bir rivayete göre resimdeki kız ressamın kızı. Bu rivayeti birçok yorumcu yanlış buluyor çünkü resimdeki kız hafif aralıklı dudakları ve hayran bakan gözleri ile ressama bakıyor. Baba-kız ilişkisinde olamayacak bir duygu yansıması mevcut. Bir diğer rivayete göre bu kız, ressamın evinde çalışan hizmetçilerden biri ve ressam bu hizmetçiyle bir aşk yaşıyor. Resimdeki kızın bakışları ve duruşu bu rivayeti destekler nitelikte. Resim ile ilk kez karşılaşan kişi ressamın belirlediği odak nokta olan inci küpeye bakıyor. O dönemde çizilen figürler resme bakan kişinin gözlerine bakar vaziyetteyken İnci Küpeli Kız’da ressam ve figür bakışıyor, inci ise resme bakan kişiyle… Sergilendiği Müze Mauritshuis Kraliyet Resim Galerisi / Lahey, Hollanda Çığlık Edward Munch, Norveçli ekspresyonist bir ressamdır. Çığlık onun en tanınmış tablosudur ve günümüzün Mona Lisa’sı olarak nitelendirilir. Bu tablonun ilk adı Umutsuzluk’tur. Munch; aşk, hayat, ölüm, korku, hüzün gibi insanlığı asırlardır ilgilendiren konuları işlemiştir. Ressam Çığlık resmini çizdiği sırada günlüğüne bu tablonun ortaya çıkışı ile ilgili bazı anekdotlar eklemiştir. Ressam iki arkadaşı ile beraber resimde yansıtılmış köprüde yürüyor ve bu sırada güneş batıyor, kendini bitkin hissediyor ve trabzanlara yaslanıyor. Aslında ressam burada doğanın çığlığını hissettiğini bizlere atarmaya çalışmıştır. Munch’un resmi yaparken hasta olması yorgunluğunun sebebinin bu hastalık olduğunu düşündürüyor. Başka bir söylentiye göre tabloda tasvir edilen köprünün yakınlarında bir mevkide bir mezbaha bulunduğu ve kesilen hayvanların resimde betimlendiği şeklindedir. Sergilendiği Müze Munch Museum/ Oslo, Norveç Yıldızlı Gece Günümüzün epey ünlü ve ilginç ressamlarından Van Gogh ve onun kafaları karıştıran Yıldızlı Gece tablosu ile karşı karşıyayız. Van Gogh’un hayatı büyük trajedilerle doludur ve kendisi zihinsel rahatsızlıklara sahiptir. Henüz 37 yaşında iken kafasına sıkmak suretiyle intihar etmiştir. Van Gogh, Yıldızlı Gece’yi çizdiği sırada Fransa’da bir akıl hastanesinde kalıyordu ve kardeşi Theo ile düzenli olarak mektuplaşıyordu. Van Gogh, Theo’ya yazdığı mektuplardan birinde Yıldızlı Gece tablosu ile ilgili olarak şunları yazmıştı. Demir parmaklıklı penceremde adeta bir buğday tarlası görüyorum. Sabahları ise gün doğumunu tüm ihtişamı ile izliyorum. Evet yanlış anlamadınız. Yıldızlı Gece’deki manzara Van Gogh’un kaldığı akıl hastanesinin penceresinden gördüğü manzara… Lakin ressam tablosunu yaparken gerçeğe pek sadık kalmamış. İlginç bir tespit olarak çizer resimde akıl hastanesinin demir parmaklıklarını tasvir etmemiştir. Bu durum onun özgürlüğü ne kadar özlem duyduğunun bir göstergesi olabilir. Tabloda bulunan selvi ağacı çoğunlukla mezarlıklarda bulunması sebebi ile ölümü betimleyen bir bitkidir. Belki de intiharını anlatmaya çalışmıştı… Sanatçıların çoğunda olduğu gibi Van Gogh’un da değeri hayatta iken anlaşılmadı. Hayatta iken sadece iki eserinin çok ucuz fiyatlarla satıldığı bilinmektedir. Bu tablo günümüzde ise sanatçılara ve tasarımlara ilham veriyor… Sergilendiği Müze Museum of Modern Art/ New York, ABD Patates Yiyenler Van Gogh’tan bahsetmişken bizleri en çok etkileyen tablolarından biri olan döneminin güncel toplumsal konularına değindiği eseri Patates Yiyenler’den bahsetmemek olmaz. Tabloda masanın hemen üzerinde bulunan evin tamamını aydınlatmaya yetmemiş cılız ışığa sahip bir lamba var. Ne tesadüf ki bu lambanın ışığı sadece ürettikleri patateslerin bir kısmını kendilerine yemek olarak ayıran emekçi çiftçilerin ellerini ve binbir emekle üretilmiş patatesleri aydınlatmakta. Bu ışık elbette ki tesadüf değil… Bu eserin hikayesi oldukça basit ve hayatın içinden. İşlenen konu aşk, nefret ve entrika bulundurmayan safi ekmek ve yaşam kavgasıdır. Açlık ve yoksulluk elbette bir gün yok olup gidecektir ama emek her daim var olacaktır. Bu sebeple cılız ışık yalnızca işçilerin ellerini ve patatesleri aydınlatır. Zira karanlıkları aydınlığa ulaştıracak eller, o ellerdir. Sergilendiği Müze Van Gogh Müzesi / Amsterdam, Hollanda Öpücük Ressam Klimt’in Öpücük adlı tablosunda bir uçurumun kenarında öpüşen iki çift tasvir edilmiştir. Erkeğin kadın bedeni üzerindeki fiziksel tutumu, kadını kavrayışı sahip olduğu şehveti gözler önüne serer. Uçurumun kenarında açmış olan çeşitli renklerdeki çiçekler ilkbahar mevsimini anımsatıyor. Resmin zemininde kullanılan koyu altın sarısı rengi ise bu tutkulu öpücüğü yıldızlara taşınmaya yetmiş vaziyette. Bu tablo da çizildiği dönemde etki yaratmamasına karşılık çiçeklerle döşenmiş, aşkın işlendiği bu tablo 68’lerin çiçek çocuklarını etkiledi ve tablo bugünkü ününe kavuşmayı başardı. Sergilendiği Müze Österreichische Galerie Belvedere Müzesi / Viyana, Avusturya 1948 Şimdi karşımızda oldukça enteresan bir tekniğe sahip ünlü Amerikan ressam Jackson Pollock var. Jackson Pollock soyut dışavurumculuk akımının önemli isimlerindendir. Pollock’un tekniğinin adı damlatma tekniğidir. Bu teknikte çok geniş yüzeylere, fırça kanvasa değmeden- uzak mesafeden damlamalar ile eser ortaya çıkar. Hatta öyle rivayet edilir ki Pollock resim yaparken kürek, tırmık, bıçak gibi materyalleri de kullanmıştır. Pollock’a göre insanlar dünyayı kendi bakış açılarından görmeyi öğrenmeli , dünyanın onların görmesini istediği bakış açısından kurtulmalıdır. Yani insan dayatmalardan sıyrılmalı, ve kendi gerçekliğini haykırmalıdır. Tablolarına isim vermeyi doğru bulmayan Pollock, numaralar vermiş ve oluşturduğu tarihleri bu numaralara eklemiştir. No. 5, 1948 isimli eseri bir alıcıya satılmıştır. Herhangi bir müzede görmeniz ne yazık ki mümkün değildir. Atina Okulu Freski 1509-1511 yılları arasında ismine Ninja Kaplumbağalardan da aşina olduğumuz Rönesans dönemi aydını Raphael tarafından Vatikan’daki Apostolic Palace’ın duvarlarından birini kaplıyor. Resimde o döneme kadar yaşamış Platon, Aristoteles, Öklid, Epiküros, Pisagor, Diyojen gibi düşünürler yer alır. Rönesans döneminin ruhunu yansıtması açısından oldukça kıymetli bir fresktir. Bu fresk sanat ve bilimi aynı potada eritmeyi başarmıştır. İtalyan Rönesansı’nı tüm yönleri ile yansıtır. Eserde yer alan antik bilim insanları rönesansı, günümüzüçok etkilemiş kişilerdir. Vatikan Sarayı’nın bir duvarında işlenmiş olan bu eser, döneminin Antik Yunan’a olan ilgisini ve hayranlığını gözler önüne serer. Sergilendiği Müze Vatikan Müzesi Çocuklarını Yiyen Satürn 1819-1823 yılları arasında ressam Francisco Goya tarafından yapılan çizilen tablo içerisinde mitolojik metaforları barındırır. Tabloya baktığınız an dehşete kapılmamak içten bile değil. Buradaki mit şöyledir Satürn bir gün, bir kehaneti öğrenir. Kehanete göre Satürn’ün oğullarından biri bir gün, Satürn’ün tahtını ele geçirecektir. İktidar hırsına bürünen Satürn bu nedenle erkek çocuklarını doğar doğmaz canlı canlı yemektedir. Taa ki Satürn’ün son oğlu olan Jüpiter, Satürn’ü öldürüp tahtını ele geçirene kadar… Sergilendiği Müze Prado Müzesi/ Madrid, İspanya Guernica Bir sanat yazısı yazıyorsak elbette ki Picasso’dan bahsetmemiz gerekir. Picasso’nun en çarpıcı tablolarından biri olan Guernica İspanya iç savaşında yaşanan dramı gözler önüne serer. Guernica İspanya’da cumhuriyetçilerin kalelerinden biri olan bir kasabadır. Kendisi de zamanında resim çizen, bir dönemin vahşi diktatörü Adolf Hitler’in emri ile bu kasaba tam iki saat bombalanmıştır. Picasso İspanya’nın değer verdiği at ve domuz figürleri ile bu olayı işlemiştir. Bu tablo dünya genelinde savaş karşıtlığı konusunda önemli yere sahiptir. Sergilendiği Yer Kraliçe Sofia Ulusal Sanat Müzesi / Madrid, İspanya Mona Lisa Asırlardır herkesin kafasını kurcalayan, tablo denince akla ilk gelen eser… İşte karşınızda DaVinci’nin efsanevi eseri Mona Lisa. DaVinci yalnızca bir ressam değil aynı zamanda tıpkı Raphael gibi bir Rönesans adamıydı. Rönesans Dönemi sanat tarihçileri açısından takdir edilen bir dönemdir çünkü sanatçılar sadece bir alanda kendilerini var etmiyor; matematik, müzik, mimari, astronomi, jeoloji gibi çok çeşitli dallarda da kendilerini eğitiyorlardı. DaVinci de bu alanların birçoğunda fikir sahibi bir entelektüeldir. 1503-1506 yılları arasında yapıldığı rivayet edilen eser, sırrını tablodaki kadının esrarengiz gülümsemesinden alır. Tablodaki kadının gözleri, tabloya bakan kişi ne yöne gitse onu izliyor gibidir. Bu yönleri ile sanatçılar ve sanat tarihçileri Mona Lisa’nın sırrını hala çözebilmiş değiller. Fakat söylenenlere göre Mona Lisa’nın gülüşünü o an resme bakan kişi kendi ruh haline göre algılıyor. Yani keyfi yerinde olan bir kişi Mona Lisa’yı mutlu bir gülümse ile, akşamüstü saatinde gün batımı sırasında ölümü anımsayan bir kişi ise hüzünlü bir şekilde görüyor. Bu tabloyu gören insanlar; internetten görmek ve gerçekte görmek arasında dağlar kadar fark olduğunu, gerçek görünümünün sanal görünümüyle uzaktan yakından alakası olmadığından bahsediyorlar. Umarım bir gün yolunuz Fransa’ya düşer ve Mona Lisa’yı dünya gözüyle görürsünüz… Sergilendiği Müze Louvre Müzesi/ Paris, Fransa Bonus Yukarıda bahsettiğimiz muhteşem tablolar ve sanatçıların neredeyse hepsi ülkemiz toprakları dışından sanatçılar. Sizler için bonus olarak kendi topraklarımızda yaşamış, kültürümüzle öğütülmüş bazı Türk ressamlardan ve eserlerinin hikayelerinden bahsetmek istedik. Mihrap Osman Hamdi Bey, bizim coğrafyamız için eşsiz bir ressam ve kültür adamıdır. Çok yönlü bir entelektüeldir. Türkiye’de sanatın, arkeolojinin gelişmesinde büyük katkıları vardır. Resimlerinde yaşadığı dönem olan Osmanlı Devleti döneminden izler çok net görünür. Doğu mistisizmini oryantalist duyarlılıkla işlemiştir. Güzel sanatlar okulunun kurucusudur. İstanbul arkeoloji müzesinin temellerini atmıştır. Nemrut Dağı başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde arkeoloji çalışmaları yapmıştır. Mihrap adlı eser Osman Hamdi’nin en çok eleştirilen eseri olduğu için sizlerle paylaşmak istedik. Bu eser 1901 yılında yapılmış, eserde arkasına minberi almış ve rahleye oturmuş bir kadını resmetmektedir. Kimine göre bu kadın eşi Naile Hanım’ın gençlik halidir. Kadının ayaklarının etrafında bulunan dini içerikli yazıların bulunduğu sayfalar dikkat çekmektedir. Ayrıca kadının sahip olduğu kıyafet dönemine göre oldukça dekolteli ve k
Umut Nur Sungur Yazio Sanat Akımları Gerekli mi? Sizce sanat akımları gerekli mi? Belki, bu soruyu yanıtlamadan önce sanat akımını tanımlamalıyız. Resim, sinema ve edebiyat gibi sanat dallarında ortak görüşlere sahip, bir manifestosu olan ve söz konusu manifestoda yazılı olan kurallara göre eser üreten kişilerin ortak eğilimine ve oluşturdukları ekollere sanat akımı denir. Kısaca, bir hareketin ''sanat akımı'' olarak nitelendirilebilmesi için orijinal bir fikre sahip olması bir sanat akımını neyin oluşturduğu veya tanımladığı her zaman çok net değildir. Bazı sanat akımları bir dönemi tanımlarken, bir stil veya ortak temalar sanat akımlarını oluşturabilir. Kimileri için sanat akımları, tarihçilerin belirli bir dönem ve üsluptaki sanatçıları gruplayabilmelerini sağlamak içindir. Sanatçıları akımların içinde bir araya toplamak konusunda benim gibi kuşkularınız var mı? Sanırım bence, akımlar, sanatçıların bireysel, yaşam boyu pratiklerini anlamlandırmaktan çok, resim gruplarını anlamak için daha elverişliler.
ünlü bir ressamın kolay resmi