⛅ Servet I Fünun Dönemi Şiir
dT8q. Servet-i Fünun Edebiyatı Edebiyat-ı cedide Dönemi Şiiri Bu dönemin şairleri nazım birimi olarak dizeyi seçmişler, anlamca yedisekiz cümlede tamamlanan uzun cümleler kullanmışlardır. Bu özellik, şiirin düz yazıya yaklaşması sonucunu doğurmuştur. Aruz ölçüsü kullanılmış ve Türkçeye başarı ile uygulanmıştır. Sadece Tevfik Fikret, yazdığı çocuk şiirlerinde heceyi kullanmıştır. Şermin Divan edebiyatı nazım şekilleri tamamen terk edilmiş; “sone, terzarima, triyole ve serbest müstezat” gibi nazım şekilleri kullanılmıştır. Arapça, Farsça ve Fransızcadan yeni sözcükler alınarak o güne kadar hiç duyulmamış ve kendi uydurdukları yeni tamlamalar, terkipler yaparak anlaşılmaz, yapay bir şiir dili oluşturmuşlardır. Siyasal ortam yüzünden toplumsal konulardan uzak durulmuş, “sanat için sanat” anlayışı benimsenmiş ve aşk, karamsarlık, düş kırıklıkları, ölüm, doğa gibi konular işlenmiştir. “Kafiye, kulak içindir.” anlayışı benimsenmiştir. Sembolizm ve parnasizm akımları etkili olmuştur. Sembolizmin etkisiyle şiirde musikiye önem verilmiştir. Mensur şiirin ilk örnekleri bu dönemde verilmiştir. Halit Ziya – Mensur Şiirler, Mezardan Sesler NOT Şiirde bir cümlenin dize ortasında başlamasına veya bitmesine hatta bir birimden diğerine taşmasına “anjambman” denir. DETAYLI BİLGİ Servet-i Fünun şiiri, çağdaş Fransız edebiyatına benzer eserler vermek ve bu eserlerde sanat için sanat esasına bağlı kalmak amacı hissedilen mısralara sahiptir. Bu özellikler içerisinde şiirde parnasizm akımı ve sembolizm akımı sanatçılarından çok etkilenilmiştir. Bu dönemde ilk şiirler, Divan şiiri nazım biçimleriyle yazılmış, daha sonra şekil olarak çeşitli yollar benimsenmiştir. Fransız şiirinden aynen alınan soneler, Divan Edebiyatı’ndan alınarak Fransız şiirinin serbest nazım şekillerinden farksız hâle getirilen serbest müstezatlar ne Divan Edebiyatı şiirinde ne de Fransız şiirinde bulunan ve şairine geniş bir kafiye kolaylığı sağlayan yeni serbest şekiller… Şiirdeki uyak göze değil kulağa göre şekillenen sistem içerisinde düşünülmüştür. Bu tür kafiyeler ile yazılan şiirlerde konu alabildiğine geniştir. Bunu, bir şuuraltı yönelişi olarak, bilhassa uzun şiirlerde, temayı kafiyenin yönlendirdiği hükmüne bağlayabiliriz. Şairin ilgisini çeken her unsurun şiire girmesi, Servet-i Fünun şairlerini Tanzimat şairlerinden ayıran bir başka özelliktir. Ferdî duygu ve hayâllerin bârizleştiği Servet-i Fünun şiiri, aşk, aile, tabiat gibi temaları, Tanzimat’tan çok farklı bir şekilde işlemiştir. Bilhassa tabiat, yeni dış tasvir unsurlarıyla ve batılı hayallerle şiire girmiştir. Şiire yeni giren konular, yeni estetik tercihler ve içine kapanık şair muhayyilesi, yepyeni bir vokabüler ile kurulmuş ifadeleri kullanacak adaylar aradı. Tevfik Fikret ve Cenap Şahabeddin, bu yeniliğin en önde gelen temsilcileri oldular. Arapça, Farsça kelime ve tamlamalar, bu dönem şiirinin karakteristiği oldu. Fikret ve Cenap, şiirin muhtevasına göre değil kelimenin ritmik zenginliğine göre aruz veznini kullanmaya çalıştılar. Yeni Türk şiirinde Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı da en büyük temsilcilerini bulacak olan derûnî âhenk, köklerini klasik şiirle batıdan gelen yönelmelerin terkibinde bularak Servet-i Fünun dergisinde gündeme gelir. Ayrıca, şiirde musiki arayışı da, resim ve müziğin şiire bir estetik tercih unsuru olarak ritmi ve muhayyileyi tamamlamak maksadıyla ilk defa kullanılması da bu dönem şairleri tarafından gerçekleştirilen önemli vazifelerden biridir. Yağmur adlı şiirden alınan aşağıdaki dizeler bu durumu örneklemektedir Öter gûş-ı rûhumda boş bir enîn, Boğuk bir tezâd-ı sükûn u tanîn Servetifünun şiirinde parnasizm ve sembolizm etkisi ile biçim mükemmelliğine ve ahenge önem verilir. Göz için değil kulak için kafiye anlayışı benimsenir. Kimi zaman bir şiirde birden çok aruz vezni kalıbı kullanılır. Batı edebiyatından alınan sone ve terzarima nazım biçimleriyle birlikte özellikle serbest müstezat tercih edilir. Şiir düzyazıya yaklaştırılır, mensur şiir denemeleri yapılır. Fransız şiirinin etkisiyle anjanbumanlar şiirde cümledeki anlamın dize ya da beyitte tamamlanmayıp sonraki dizelere geçmesi görülür. Servetifünun Dönemi edebiyatının şairleri Tevfik Fikret, Cenap Şahabettin ve Süleyman Nazif’tir. İçinde yaşadıkları siyasi ve sosyal yapıdan kaçıp uzaklaşma isteği, Servetifünun sanatçılarını hayale yöneltir. Bu yüzden eserlerinde hayal-gerçek çatışması önemli bir yer tutar. Karamsarlığın baskın olduğu şiirlerde aşk, ölüm ve tabiat sıklıkla işlenen temalardır. Dönemin şartları gereği siyasi ve sosyal konulardan uzak duran Servetifünun şairleri içinde Tevfik Fikret, siyasi ve sosyal konuları da işleyen yegâne şairdir. Hüseyin Cahit Yalçın’ın Fransızcadan çevirdiği Edebiyat ve Hukuk adlı makaleden dolayı derginin kapatılmasıyla, dergi etrafında toplanan sanatçılar dağılır ve böylece Servetifünun Dönemi sona erer 1901. Genel
Servetifünun Edebiyatı Dönemi Şiiri Servet-i Fünun Edebiyatı Edebiyat-ı cedide Dönemi Şiiri Bu dönemin şairleri nazım birimi olarak dizeyi seçmişler, anlamca yedisekiz cümlede tamamlanan uzun cümleler kullanmışlardır. Bu özellik, şiirin düz yazıya yaklaşması sonucunu doğurmuştur. Aruz ölçüsü kullanılmış ve Türkçeye başarı ile uygulanmıştır. Sadece Tevfik Fikret, yazdığı çocuk şiirlerinde heceyi kullanmıştır. Şermin Divan edebiyatı nazım şekilleri tamamen terk edilmiş; “sone, terzarima, triyole ve serbest müstezat” gibi nazım şekilleri kullanılmıştır. Arapça, Farsça ve Fransızcadan yeni sözcükler alınarak o güne kadar hiç duyulmamış ve kendi uydurdukları yeni tamlamalar, ...... Cenap Şahabettin Cenap Şahabettin Hayatı Biyografisi Edebi Kişiliği ve Eserleri Hakkında Kısaca Özet Bilgi 1870-1934 Bugün Makedonya sınırları içinde yer alan Manastır’da doğdu. Gülhane Askeri Rüştiyesinden sonra Tıbbiye İdadisinde okudu. Askeri Tıbbiyeden doktor yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu. Yüksek ihtisas yapması için devlet tarafından Paris’e gönderildi. Burada cilt hastalıkları alanında dört yıl ihtisas yaptı. Yurdun çeşitli bölgelerinde hekim ve sıhhiye müfettişi olarak görev yaptı. Altı yabancı dil bilen Cenap Şahabettin, Darülfünunda Fransızca ve edebiyat dersleri okuttu. Dönemin gazete ve dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cenap ...... Tevfik Fikret Bir Döneme Damgasını Vuran Tevfik Fikret Hayatı Biyografisi Hakkında Detaylı Geniş Bilgi Türk edebiyatında Servet-i Fünun şiiri demek, Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin'in şiir anlayışı demektir. Bu iki mühim şahsiyet, kendileriyle aynı görüşü paylaşan edip nesildaşlarının anlayışlarım kuvvetle şekillendirmiştir. T. Fikret ilk şiir denemelerinde, gördüğü edebiyat ortamı sebebiyle, eski anlayış çerçevesinde kalmıştır. Sonraları eğitim gördüğü hocalarının da etkisiyle batı, özellikle Fransız edebiyatından haberdar olmuştur. Batı edebiyatını benimsemesinde asıl etken olan şahsiyet ise R. Ekrem’dir. Daha sonra Abdülhak Hamit Tarhan'dan da etkilenerek batı ...... Muallim Naci Aruz'un Gücü Muallim Naci 1850-1893 Türk edebiyatının Tanzimat Edebiyatı Dönemi başlarında Şinasi’nin giderek halkın kolaylıkla anlayabileceği bir dil ile yazma gayreti, denilebilir ki Muallim Naci ile devam etmiştir. Naci’nin, divan edebiyatının gerektirdiği birtakım mazmunların yanında tabii Türkçeye yakın söyleyişleri unutulamaz. Âfeş-pâre’deki tabiat tasvirleri ve özellikle küçük olayları hikaye ederken gösterdiği bu konudaki başarısı, göz ardı edilemez. Tahkiyede ve diyalogda Tevfik Fikret gibi güçlü bir şair üzerindeki etkileri sürekli olmuştur. “Muallim Naci’nin dil ve üsluptaki titizliği ve başarısına aruz ölçüsünü de eklemek gerekir. ...... Mehmet Emin Yurdakul Mehmet Emin Yurdakul Hayatı Biyografisi Edebi Kişiliği ve Eserleri Hakkında Kısaca Özet Bilgi 1869-1944 “Türk şairi, Milli şair” unvanını almıştır. 1987’de Yunan Harbi sırasında yazdığı “Cenge Giderken” şiiriyle tanınmıştır. Milli Edebiyat akımı ve Türkçülüğün önde gelen temsilcilerindendir. Sanatı, düşüncelerini aktarmada bir araç olarak görmüştür. Türk Yurdu Cemiyeti ve Türk Ocağfnın kurucularındandır. Ayrıca Türk Yurdu dergisinin yayın sorumluluğunu üstlendi. Bütün şiirlerini heceyle yazmış ve şiirlerinde sade bir dil kullanmıştır. Özellikle hecenin uzun kalıplarını kullanmış, şiiri düz yazıya yaklaştırmıştır. Dörtlük geleneğinin dışına çıkarak ...... Ziya Osman Saba İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesinde ve İstanbul Üniversitesi Hu- kuk Fakültesinde okudu. Yedi Meşale grubunun kurucuları arasında yer alan Ziya Osman ilk şiirlerini Servetifünun dergisinde yayımladı. “Yedi Me- şale” edebî topluluğuna katıldı. “Sebil ve Güvercinler” şiiriyle tanınan şair uzun yıllar hece ölçüsüyle şiirler yazdı, 1940 sonrasında ise serbest ölçülü şiirler kaleme aldı. Şiirlerinde sevinç, özlem, acıma gibi duyguların yanında çocukluk ve gençlik yılları, hatıralar, aile sevgisi, yaşadığı semtler gibi temaları işledi. Servetifünun şairlerinin etkisiyle bol sıfatlı, tasvire ağırlık veren karamsar şiirler yazdı. Çoğu şiirindeki ...... Hüseyin Siret Özsever 1872-1959 Şâir. İstanbul'da doğdu. S. Mazhar Bey'in oğludur. Aksaray'da Taşmekteb'i ve Mülkiye İdâdîsi'ni bitirdi. Mülkiye yüksek kısmını, hastalandığı için bitiremedi. Memur oldu. Sultan II. Abdülhamid'e karşı olduğu için uzun yıllar sürgünde ve yurt dışında kaldı. 1918'den sonra İstanbul'a döndü. Öğretmenlik, Matbuat Umum Müdürlüğü yaptı, istanbul'da öldü. Rumelihisarı Mezarlığı'na gömüldü. Servet-i Fünun şairlerindendir. Tevfik Fikret'in tesirinde şiirler yazdı. Dil ve tekniğe önem verdi. Aşk, kadınlar, tabiat, gurbet, aile, özlem temalarını işleyen lirik şiirler yazdı. Son şiirlerinde, hece ölçüsü ve sâde Türkçe ile ...... Ali Faik Ozansoy Şâir. Diyarbakır'da doğdu. Süleyman Nazif'in kardeşidir. Askerî Rüştiye ile Mekteb-i Mülkiye'yi bitirdi 1901. Çeşitli İlçelerde kaymakamlık; mutasarrıflık, valilik, İçişleri Bakanlığı'nda müsteşarlık ve Mülkiye'de öğretmenlik yaptı. Ankara'da öldü. Zincirlikuyu Mezarlığı'na gömüldü. Servet-i Fünun'cuların en genç üyelerindendi. Topluluğun dağılmasından sonra Fecr-i Ati topluluğuna başkanlık etti. Tevfik Fikret ile Abdülhak Hamit Tarhan'ın tesirinde kalıp kadın, aşk ve tabiat temalarını işledi. His ve hayâle geniş yer veren şiirler yazdı. Şiir Kitapları 1. Fâni Teselliler 1900, 2. Mithat Paşa 1911, 3. Temâsil Timsaller, 1912, 4. Elhân-ı ...... ALİ EKREM BOLAYIR Şâir. İstanbul'da doğdu. Namık Kemal'in oğludur. Babasının mutasarrıf olarak bulunduğu Rodos ve Sakız adalarında özel dersler gördü. 1887'de İstanbul'a geldi. Sultan II. Abdülhamid devrinde Mabeyn kâtibi oldu. 18 yıl sonra Kudüs mutasarrıfı oldu 1906. Beyrut 1908 ve Cezayir valiliğinde bulundu 1908,1912. Dârülfünûn'da, Maltepe Askerî Lisesi ile Galatasaray'da edebiyat dersleri verdi. 1913-1933. İstanbul'da öldü. Kabri, Zıncirlikuyu Mezarlığı'ndadır. Servet-i Fünun şairlerindendir. Küçük yaşta şiir yazmaya başlamıştır. İlk şiirlerini Mirsâd, Maârif ve Malûmat dergilerinde neşretti. 1896'da Servet-i Fünun topluluğuna katıldı. Servet-i Fünun dergisinin ......
1. Aşağıdakilerden hangisi Milli Edebiyat Dönemi şairi değildir? A Mehmet Emin Yurdakul B Ziya Gökalp C Ali Canip Yöntem D Şinasi E Rıza Tevfik Bölükbaşı 2. Aşağıdakilerden hangisi Milli Edebiyat Döneminin özelliklerinden değildir? A Konu seçiminde yerlilik esas alınmıştır. B Şiirler aruz ölçüsüyle yazılmakla birlikte bir şiirde birden fazla aruz kalıbı da kullanılmıştır. C Bu dönem şiirlerinde yalın ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır. D Serbest müstezat geliştirilmiştir. E Şiirlerde ortak temalar halkın yaşamı, millî tarih ve milliyetçilik duygusu, kahramanlıktır. 3. Aruz sizin olsun hece bizimdir. Halkın söylediği Türkçe bizimdir; Leyl sizin,şeb sizin,gece bizimdir. Değildir bir mana üç ada muhtaç. Yukarıdaki dizeler aşağıda verilen sanatçılardan hangisine ait olabilir? A Yahya Kemal Beyatlı B Tevfik Fikret C Mehmet Emin Yurdakul D Rıza Tevfik Bölükbaşı EZiya Gökalp 4. Aşağıdakilerden hangisi türü bakımından diğerlerinden farklıdır? A Rübab- ı Şikeste B Evrak-ı Leyal C Hac Yolunda D Şermin E Haluk’un Defteri 5. Tanzimat Şiiri I. dönemServet-i Fünun ŞiiriI. Gazel, kasideSone, terzarima, sanat içindirSanat, toplum içindir III. Ağır, süslü, sanatlı bir dil Sade, yalın halkın anlayacağı bir dil Yukarıdaki tabloda verilen yargılar doğru- yanlış şeklinde eşleştirildiğinde sıralama nasıl olur? A I- Y, Y II-Y, D III-D, D B I- D, D II- Y, Y III- Y, Y C I- D, Y II-D, D III- Y, Y D I- Y, Y II- D, D III- Y, Y E I- D, D II-Y, D III-Y, D 6. Aşağıdaki eserlerden hangisi Cenap Şahabettin’e ait değildir? A Mai Deniz B Avrupa Mektupları C Hac Yolunda D Evrak- ı Eyyam E Nesr- i Sulh 7. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun Dönemi’nde şiir türünde eserler veren sanatçılardan değildir? A Süleyman Nazif B Hüseyin Siret Özsever C Sait Faik Abasıyanık D Cenap Şahabettin E Tevfik Fikret 8. Aşağıdakilerden hangisi Servet-i Fünun Dönemi özelliklerindendir? A Eserlerde en çok işlenen konular; aşk, tabiat, karamsarlık, hayal kırıklıkları ve ölümdür. B Eserler hece ölçüsüyle yazılmıştır. C Sanat toplum içindir ilkesi benimsenmiştir. D Şiirlerde kafiye göz içindir anlayışı hâkimdir. E Sanatçılar eserlerinde edebi kaygı duymamışlardır. 9. Özellikleri verilen akım aşağıdakilerden hangisidir? sanat içindir anlayışı benimsenmiştir. Fünun sanatçılarının eser verdiği akımlardandır. Fünun sanatçıları tabiatın güzelliklerini aşırı duygusallığa girmeden ele almışlardır. A Romantizm B Natüralizm C Fütürizm D Sürrealizm E Parnasizm 10. Aşağıdaki nazım biçimlerinden hangisi Servet-i Fünun Dönemi’nde kullanılmamıştır? A Serbest Müstezat B Triyole C Mesnevi D Sone E Terzarima 11. Aşağıdakilerden hangisi Milli Edebiyat Dönemi bağımsız yazarlarından biridir? A Ali Canip Yöntem B Fuat Köprülü C Mehmet Akif Ersoy D Ömer Seyfettin E Ziya Gökalp 12. Aşağıdaki eserlerden hangisi ”hecenin beş şairi” olarak bilinen sanatçılardan birine ait değildir? A Cenk DuygularıHalit Fahri Ozansoy B Akından Akına Yusuf Ziya Ortaç C Çoban ÇeşmesiFaruk Nafiz Çamlıbel D Hakkın Sesleri Mehmet Akif Ersoy E Peri Kızı ile Çoban Hikayesi Orhan Seyfi Orhon 13. Mehmet Emin Yurdakul I, Milli Edebiyat DönemiII şairlerinden olup ”Türk Şairi”,”Milli Şair ” olarak da bilinmektedirütün şiirlerini hece ölçüsüIII ile yazmıştır. Türk-Yunan savaşı sırasında kaleme aldığı ”Cenge Giderken”IV adlı şiiri ile tanınmıştır. En önemli eserlerinden biri ise Serab-ı Ömrüm’dür.V Yukarıdaki parçada numaralanmış bölümlerin hangisinde bilgi yanlışı vardır? A I B II C III D IV E V 14. Milli Edebiyat Döneminde ”Genç Kalemler” dergisinde ”Yeni Lisancılar” olarak bilinen şairlerden biridir? AÖmer Seyfettin BTevfik Fikret CCenap Şahabettin DYusuf Ziya Ortaç EOrhan Seyfi Orhon 15. Aşağıdakilerden hangisindeki yapıt, birlikte verildiği şaire ait değildir? A Enis Behiç Koryürek – Güneşin Ölümü B Faruk Nafiz Çamlıbel – Cenk Ufukları C Mehmet Akif Ersoy – Safahat D Ali Canip Yöntem – Geçtiğim Yol E Ziya Gökalp – Altın Işık 16.— Vay Hocam! Vay gözümün nûru efendim, buyurun! Hangi rüzgârdır atan sizleri? Lûtfen oturun. Mütehassirdik efendim, ne inâyet! Ne kerem! Öpmedik afvediniz… — Çok yaşa… Lâkin… Veremem. Yukarıda bir kısmı verilen şiir aşağıdaki sanatçılardan hangisine ait olabilir? A Yahya Kemal Beyatlı B Ziya Gökalp C Mehmet A kif Ersoy D Ahmet Haşim E Rıza Tevfik Bölükbaş Tan Sesleri II. Ey Türk Uyan III. Türk Sazı IV. Geçtiğim Yol V. Turana Doğru Yukarıda verilen şiirlerden hangisi farklı bir şaire aittir? A I B-II C III D IV E V 18. Aşağıda verilen I. Dönem Tanzimat Edebiyatı özelliklerinden hangisi yanlıştır? A 1860 yılında başlayıp 1876 yılına kadar sürmüştür. B Batılı tarzda ilk eserler bu dönemde verilmeye başlanmıştır. C Hak , adalet , özgürlük kelimeleri ilk bu dönemde kullanılmıştır. D Toplumcu bir çizgi tutulmaya çalışılmıştır. E Realizm ve natüralizm baskın akımlardır. 19. Aşağıdaki sanatçılardan hangileri II. Dönem Tanzimat Edebiyatı sanatçılarındandır? A Şinasi – Namık Kemal B Ziya Paşa – Ahmet Mithat Efendi C Şemsettin Sami – Ahmet Vefik Paşa D Recaizade Mahmut Ekrem – Abdülhak Hamit Tarhan E Ali Suavi – Direktör Ali Bey 20. İlk realist romanı Araba Sevdası yazan II. Dönem Tanzimat Edebiyatı sanatçımız kimdir? A Abdülhak Hamit Tarhan B Recaizade Mahmut Ekrem C Muallim Naci D Nabizade Nazım E Sami Paşazade Sezai CEVAPLAR1D 2B 3E 4C 5B 6A 7C 8A 9E 10C 11C 12D 13E 14A 15B 16C 17D 18E 19D 20B
SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATINDA ŞİİR 1. Tanzimat Dönemi’nde içerik bakımından yenilenen şiirimiz bu dönemde biçim bakımından da Batılı bir görünüm kazanmıştır. 2. Genel olarak, platonik aşk, aile mutluluğu, doğa sevgisi, yaşanılan hayatın kirliliği, karamsarlık, hayal kırıklıkları, merhamet, hüzün, toplumdan ve gerçeklerden kaçış vb. temalar işlenmekle birlikte şiirin konusu genişletilmiş; en basit günlük olay, gözlem ve duygular bile şiir malzemesi olarak kullanılmıştır. 3. Sanat için sanat anlayışının gereği olarak biçimsel yetkinliğe önem verilmiş, şiire estetik bir duyarlıkla yaklaşılmıştır. 4. Konular çoğu zaman, romantik bir atmosfer içinde ele alınmış; ancak, parnasizm ve sembolizm akımlarının etkisinde kalınmış; betimleme, müzikalite, ölçü, uyak gibi öğeler üzerinde titizlikle durulmuştur. 5. Özellikle Fransız şiirinin etkisiyle yeni bir imge hayal sistemi kurulmuş, duyu aktarmalarıyla sağlanan “saat-i semen-fâm” gibi alışılmadık bağdaştırmalara yer verilmiştir. 6. Eski şiirin beyit esası üzerine kurulan nazım sentaksı radikal biçimde değiştirilmiş; şiirde anlam bazen aynı dizede başlayıp bitmiş, bazen yedi-sekiz dizede tamamlanmıştır. Bunun sonucu olarak nazım, nesre yaklaştırılmıştır. 7. Kırılgan, marazi hastalıklı bir duyarlığın sonucu olarak aşırı heyecan ifade eden “ah, of, ey” gibi ünlemler “ki, ve, evet, hayır” gibi sözcükler sıklıkla kullanılmıştır. 8. Divan şiiri nazım biçimleri bırakılmış; serbest müstezat, sone, terzarima gibi biçimler kullanılmıştır. Sone Servetifünun şairlerinin Fransız edebiyatından aldıkları bu nazım biçimi Rönesans döneminde italyan edebiyatında doğmuştur, iki dörtlük ve iki üçlük olmak üzere on dört dizeden oluşur. Uyak düzeni abba / abba / ccd / ede biçimindedir. Terza Rima Servetifünuncuların Fransız edebiyatından aldıkları bu nazım biçimi de İtalyan kökenlidir. Üç dizeli bentlerden oluşur ve örüşük uyak düzeniyle yazılır aba / bcb / cdc / ded / efe / f. Dantenin İlahi Komedyası bu nazım biçimiyle yazılmıştır. Serbest Müstezat Servetifünun şairlerinin divan edebiyatındaki müstezatı bozup Batı şiirinde sonlarında ortaya çıkan serbest şiire benzeterek geliştirdikleri nazım biçimidir. En belirgin özelliği uzun ve kısa dizelerden oluşması, bu dizelerin düzensiz bir şekilde sıralanmasıdır. Aynı şiirde aruzun farklı kalıpları kullanılabilir. Servetifünuncular dışında Ahmet Haşimin çok kullandığı bu nazım biçimini Mehmet Emin Yurdakul hece ölçüsüyle denemiştir. 9. Kafiyenin göz için olduğu anlayışından uzaklaşılarak kulak için kafiye anlayışı benimsenmiştir. 10. Aruz ölçüsü ustalıkla kullanılmış, şiirin konusuna göre aruz kalıbı seçilmiş, ahengin anlama uygun olmasına özen gösterilmiştir. Arapça, Farsça sözcük ve tamlamalarla yüklü ağır ve sanatlı bir dil kullanılmıştır.
SERVET-İ FÜNUN EDEBİYAT-I CEDİDE ŞİİRİ *Edebiyât-ı Cedîdeciler şiirde sadece aruzu hemen hiçbir ârıza imâle vb. göstermeden kullanmışlardır. *Aruzu Türkçeye uydurmaya çalışmışlardır. *Aruz kalıpları işlenen konuya göre seçilmiş ve bir şiirde birden fazla aruz kalıbı kullanılabilmiştir. *Sadece Tevfik Fikret "Şermin" adlı eserini hece ölçüsüyle yazmıştır. *Şiirde musikiye ve biçimsel güzelliğe çok önem verirler. *Divan nazım şekilleri ise tamamen terkedilmiş gibidir. *Buna karşılık Fransız menşeli sone, balad, terza-rima gibi Batı kaynaklı nazım biçimlerini ve daha ziyade kural dışı nazım şekillerini denemişlerdir. *Serbest müstezat biçimi sıklıkla kullanılmıştır. *Müstezat şeklinin her vezinde ve kuralsız kullanılışlarıyla serbest şiire yol açması, bu devir şiirinin şekle ait önemli özelliklerindendir. *Aynı mısralarda şuurlu olarak ünsüzlerin alliterasyon veya ünlülerin asonans arka arkaya kullanılmak suretiyle âhenk sağlanması, şiirde cümle yapısının beyitten ayrılarak değişik sayıda mısralara dağılması da anjambman Servet-i Fünûn şairlerinde başlar. *Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Cümle istediği yerde bitebilir. *Anlam bir dizede değil sonraki dizede veya dizelerde tamamlanmış anjambman, şiirin bütünlüğüne önem verilmiştir. *Arapça ve Farsçadan dile yerleşmemiş sözcükleri kullanmayı bir hüner olarak görmüşlerdir. *O güne kadar kullanılmamış tamlamalara yer vermişlerdir. *Şiir dili neredeyse divan edebiyatındaki gibi ağırdır. *Kulak için kafiye anlayışı benimsenmiştir. *Şiirin muhtevasında derinlik yoktur. *“Her şey şiirin konusu olabilir.” görüşünü benimsemişler; fakat dönemin siyasal baskıları nedeniyle aşk, doğa, aile hayatı ve gündelik yaşamın basit konularını aşırı bir hassasiyetle işlemişlerdir. *Şiirlerde gerçeklerden kaçış, içe kapanış söz konusudur. *Şiirlerdeki “hastalıklı” durum nedeniyle servet-i fünuncular “verem edebiyatı” yapmakla itham edilmişlerdir. *Önceki nesilden Abdülhak Hâmid’in metafizik temaları zorlayan şiiri yerine, Recâizâde Mahmud Ekrem’in derinliksiz, sathî temalarını takip etmeyi tercih etmişlerdir. *Sadece Tevfik Fikret, sosyal konulu şiirler yazmıştır. *Ekrem’in her şiirin vezinli ve kafiyeli olması gerekmediğini söylemesi “mensur şiir” adını verdikleri, fikirden çok duygu ve hayal yüklü kısa metin parçalarından ibaret yeni bir türün yayılmasına yol açmıştır. *İlk mensur şiir örnekleri ortaya konmuştur. *Şiir düzyazıya yaklaştırılmıştır. *Parnasizm akımı Servet-i Fünun şiirine hâkimdir. *Sembolizm ve romantizm akımlarının etkileri de görülür.
servet i fünun dönemi şiir