🏉 Tek Çocuğu Olanlar Pişman Mı

kYZCa. geri dönüşü olmayan durumlarda yapılması gereken. " eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,ikincisinde, daha çok hata yapardım." *diyebilmektir.. "aldanacak bir şey yoktu, olmadıgel demek neyse, su içmek neysegeldimse, bir bardak suyu içtimsehepsi de aynı şeydi aşağı yukarı"* çünkü hata yapmamaktır. hatasız kul olur mu? herkesten farklı bir hata tanımı yapıyorsa, belki... bkz ubermensch dillendirildiğinde, pişman olmamak diye bir şey değilim; alt cümlesinde ;"aslında öyle değil ...." ile ; eski farsça patiş-mana "geri-düşünen" den kökenini aldığı söylenmektedir . bkz pişman değilim olaylara "şimdiki aklımla olsa" gözüyle bakmanın çok saçma olduğunu bilerek, yapılan hataları hatanın yapıldığı koşullar içinde değerlendirmek sonucunda ortaya çıkan içaçıcı durum. eğer normalde verdiğiniz kararları kendinizce haklı sebeplerle veriyorsanız, zaten o şartlar altında haklısınızdır, sonucu kötü olduysa "hadi be tüh" der geçersiniz. yoksa zaten insan paralize olur kalır yahu, karar falan veremez "ya pişman olursam" diye kendine hesabını veremeyeceğin şeyleri yapmamak...iyi ve ya kötü nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın,bu durumu göğüsleyebilmek,keşke dememek... hayattaki değiştirilemeyecek şeyler için üzülmenin mantıksızlığını kavramakla eş zamanlı oluşan histir. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. perihan özcan'ın şu yazısının başlığı. ana fikri son derece haklı bulmama rağmen, pek de yerinde olmayan, bol genellemeli klişe tespitleri konusunda fikir beyan etmeden duramayacağım. *öncelikle tacizci densizler adına değil, süper ötesi aşağılamaların muhatabı olarak yazdığımı belirtmek istiyorum. evet gocundum ama yaram olduğundan değil, genelleme yapıldığından..1 hiçbir zaman üstüne vazife olmayan konulardaki sorularıyla karşısındakini bunaltan biri olmadım ama yakın arkadaşıma da bir konudaki fikrini sormak hakkımdır diye düşünüyorum. yani ben arkadaşım dediğim kadına "çocuk düşünmüyor musun" diyebilmeliyim, hatta "neden" diyerek ikinci soruyu da sorabilmeliyim bence. ayı soruları hasbelkader ikinci kez sorma salaklığını göstermişsem, onun da beni fırçalama hakkı var tabi ki. biz bu anne olmak istemeyen kadınla sonuçta arkadaş değil miyiz ya hu? 2 pişman mısın diye soracağınız hiçbir anne, akıl sağlığı yerindeyse size pişmanım diye cevap vermez. hatta bırakın saçı-başı, götü-başı dağıtmış olsa da öyle bir şey söylemez. tam tersi, düşünmeye bile korkar. bunu da al sana bir klişe daha anne olunca anlarsınız. 3 herkesin yatak odası fantazileri düşündüğünüz gibi jartiyerli, kuaförden çıkmış saç ve muhteşem makyajla olmayabilir. mükemmel olmayan fiziği, kusmuk kokan saçları ve süt lekeli tişörtüyle sevişen ve onları gerçekten çekici bulan kocaları olan kadınlar da var. öte yandan, arzulanmamak da kadının suçuymuş gibi anlayışsız kaba adamların ağzından yazılmış cümlelerinize ayrıca bozuldum şahsen. toplumsal algıya karşı duran bir kadının tercihini anlatmaya çalışırken, son derece cinsiyetçi bir yaklaşım olmuş evet çocuk yapmak tercih meselesidir olup, kesinlikle bir meziyet değildir ve anne olmak dışında da olunacak bir sürü şey vardır tabi. ancak anne olunca da sadece bununla kalacak değil ya insan. kimisinin önceliğidir belki ama anne olmak dışında da meziyetleri var insanların. son olarak; bir anne anneliğin neler hissettirdiğini iyi bildiği için, sevdiklerinin de aynı duyguları yaşamasını gönülden ister. hatta sevmediklerinin de.. hiç sevmediğim bir akrabamın hamile olduğunu öğrenmemin, ona karşı yumuşamamı sağladığını hatırlıyorum yani bunun adına acımak denmez değil mi? bu kadının sizinle aynı mutluluğu paylaşmak istediğini düşünmek çok zor olmasa gerek. ek olarak, saygısız bulduğunuz insanlara gösterdiğiniz saygının seviyesini de tartışmak de şu annelerin unutup da, çocuksuz kadınların tatmaya devam ettiği duyguları çok merak ettim.* bir açıklık getirirseniz....** bu konu üzerinde uzun uzun yazmak istiyorum ama kafamı toparlayabilecek miyim emin değilim."anne olmak" "çocuk sahibi olmak" bu gibi sorumlulukların neler getirebileceğinin, nasıl ağırlığının olabileceğinin farkında olmadan, sadece güdüleri için çocuk doğuran insanları konu dışında bırakarak konuşalım. ben bu çocuğu doğurduğuma pişmanım diyen bir anne görmedim. demek ki çocuk iyi bi şey. ama anne için iyi bi şey tabi. çünkü tüm sevgi eksikliğini tamamlayabilecek fiziksel kanlı canlı bir şey oluyor elinde. tutunacak dal. evet. çocuk=tutunacak bir dal diyebiliriz. toplum ilişkileri, sosyal çevre, günümüz şartları, aile ilişkileri ele alındığında elbette ki genelleme yapabiliriz. bu toplumda insanlar sadece güdülerini tatmin etmek için doğuruyor. ilişki bitti kurtarmak için doğuralım, canım sıkılıyor doğuralım, çok mutluyum demem lazım doğuralım. bok!ben çocuk istemiyorum. eskiden istiyordum. korkuyorum artık. büyüdükçe sorumluluğu ağır geliyor. evlen çocuk yap baskılarını görüyorum ve tiksiniyorum. çünkü, bir şekilde evlenmemeyi ve çocuk sahibi olmamayı tercih etmenizi acınacak bir durum olarak görüyorlar. "yazıkkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk alanı da yok." bunu geçtim. evli bir kadın olsam, yine istemem çocuk. çocuk lan bu. ben daha köpeğime kedime bakamıyorum. ona nasıl bakacağım. bunun sorumluluğu beni çatlatır diye düşünüyorum. hadi diyelim ki bunu söyledim, "yazık, tü tü olmaz öyle!!" adıma karar veriyorlar. çok netler çocuk isteyeceğimden, bunun bir gereklilik olduğundan. o kadar eminler ki acıyorlar elif doğurdu, cücüğü maşalla çok güzel. telefonda konuşuyorduk ağlamaya başladı kapattık. vatsaptan yazışırken dedim ki, "elif sana ilk kez söylüyorum, bi daha da söylemeyeceğim, ama bok vardı da doğurdun bu çocuğuuu di mi" diye çemkirdim sdfghjklgünlerce uykusuz kalmış, tüm hormonları yer değiştirmiş, sürekli ağlama nöbetleri, sürekli bir sorumluluk... bunun kendi başıma geldiğini düşünmek ürpertiyor beni. o istedi yaptı. bana cücüğü sevmek düşer. ben istemiyorum, yapmayacağım. herkese de bok yemek düşer. sanılanın aksine, "anne olduğum için pişmanım" diyen anneler de var. şu yazıda anlatılmış anne olduğu için pişman olanlar...yazının kendisinden çok, yazının aldığı yorumlar ilginç geldi bana da. 'yahu bir rahat verin, ben size soruyor muyum' diyen kadına rahat vermemekte ısrarcı okurlar 'hıı tabi çocuk yapamamış içinde kalmış ondan böyle vir vir konuşuyor' demekte hiçbir beis çok da "arzulanmayan kadın" kısmına takılmış anneler. sanki perihan özcan bunları bir yerinden uyduruyor. sanki o saçı başı dağınık annelerden hiç yok. sanki sen öyle ağzını gere gere çocuk yapmamış kadını eleştirirken o bunları gün yüzüne yazar, bir sonraki yazısında mevzuyu gayet güzel açıklamış, konu kapanmıştır bütün doğum yapmış kadınların saçı başı dağınık değildir! çocuk yapmadım ama yaparsam pişman olacağıma emin olma duygum her geçen gün belirginleşiyor özellikle de çomaristan'ı böyle görünce. insanlar ne kadar aciz değil mi? yaptığı çocuğa bile bin pişman oluyorlar... insanlar ne kadar akılsız değil mi? yapacakları herhangi bir şeyin sonunu dahi düşünemiyorlar... hayata bir canlı getiriyorlar ama bunun sonucunu bile düşünemiyorlar. bu sefer o çocuğa gerçekten sevgilerini verip baktıklarını mı düşünüyorlar? düşündüklerini bile sanmıyorum. sevgisiz insanlar yetiştirmekle kalmayıp, yetiştirdikleri insanlar şuan bizi ve ileride çocuklarımızı yok yere mutsuz, huzursuz edecek. önemli kararlar almadan var olan beyninizi işbu entry pişman olan ebeveynlere ithaf edilmiştir. zor dönemden geçenler için değil. açıkçası evet. bez fiyatları almış başını gidiyor. hayat pahalı, üstelik geleceğin çok puslu olduğu bir türkiye söz konusu. çocuğun büyüyünce yaşayacağı ülke bir yana, sizin geçinmek için cabalamanız bir yana, uykusuz kaldığınız geceler öbür yana. sadece çocuk yapmak değil, hayatta bir çok önemli kararın "zaman geçerse yapamam", "herkes yapıyor, ben de yapmalıyım" gibi fikirlerden çok zihinsel olarak hazır olmakla ilgili olduğunu düşünüyorum. bkz me before you filmindeki şu sahne geliyor aklıma,- spoiler -lou "hep senin yanında olabilirim, seninle ilgilenmekten sıkılmam."will "bunu bilemezsin ki..."- spoiler -bazı insanlar evlenince, çocuk yapınca, boşanınca vs. hayatlarının aynı şekilde devam etmesini bekliyorlar. etmez, bu bu kadar basit. evlendikten sonra, hâlâ bekar gibi yaşamayı bekleyemezsiniz. evlilikte beş sene geçtikten sonra, hâlâ yeni evli gibi davranmayı bekleyemezsiniz. çocuk sahibi olduktan sonra, hâlâ çocuk sahibi olmayan bir çift gibi yaşamayı bekleyemezsiniz. bunu çözmekten acizseniz, hayattan hiçbir şey anlamamışsınız demektir... hiçbir an bile pişmanlık hissetmedim. şimdi mikrofonlarımızı şeyma hanıma uzatıyoruz. pişmanlıklar nesilden nesile galiba. dünya boktan diye bahane mi olur ulan, götü yemeyen, her naneden geri kalıyorum diye hasetinden çatlayan yapmasın ki varsın masalım * ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. kimin çocuğunu doğurduğuna bağlı biraz o iş. la olm pişman oldum mu desin. ahlak yapımız o kadar da dürüstlüğü biri bana şu başlığı açıp entry'yi silme meselesinin ne olduğunu anlatabilir mi? bu başlıkta da yapılmıştı. trollmüş zaar. farkli mesleklerden 5 kadina sorularak hazirlanmis devasa bir anketin sonucunda ortaya cikan dunya ortalamasi standartlar. kadın kişisi beynini gerçekten hormonlarından izole edip, başta kendine dürüst olursa varlığı ile karşılaşabileceğimiz annedir. var böyle bir arkadaşım. şimdiki aklım olsa hayatta doğurmazdım diyor. kötü bir anne de değil. hamurunda yok. hayatını yaşayamamış, tam yaşayabileceği konuma gelince aldatıldığını öğrenmiş. çocuk ve aile baskısı yüzünden ilk zamanlar boşanamamış. sonra sahip olduğu gücün farkına varınca boşandı ama yıllar geçti. şimdi yeniden aşık oldu. mutlu bir ilişkisi de var ama çocuğuna tahammül edemediğini söylüyor bazen. dürüstlüğüne saygı duyduğum bir arkadaşım ve gördüğüm en kaliteli annelerden. öyle vıcık vıcık bir anne değil. dürüst, kaliteli ve pişman. aldığım kilolarıma mı yanayım bozulan psikolojime mi yoksa düzen namına evimde hiç birşey kalmayışına mı? uyku neydi unuttum kişisel bakım adına saatlerimi kuaförde harcamak artık bir hayal sağmal inek gibi her dakika elim mememde dolaşıyorum formu bozulan vücuduma hiç girmiyorum ben pişmanım arkadaşım özgürlüğüm gitti ve hayatımın en az 25-30 senesini sadece kendini düşünen bir canlıya adadım yetmezmiş gibi bütün finansal varlığımı da kendisine hibe ediyorum ha çocuk güzel şey seviyorsun öpüyorsun falan ama o kadar şunun şurasında sizden nefret etmeden bi 10 yıl sevecek sonra ergenlikten dolayı 20 yaşına kadar nefret edecek ondan sonra eşine aşık olacak sen yine böyle avel avel bakacaksın noldu gitti en güzel yılların oysa ye iç sıç gez başkasının çocuğunu sev bırak, bırak kimse sana muhtaç olmasın bırak kimse seni kısıtlı bir süre için karşılıksız sevmesin de egonu tatmin etme bırak başkaları üresin sen üreme..bir daha mı asla!!edit bu yazdıklarım bir annenin hezeyanıdır.. bazı yazarlar özelden yürümüş; "keşke annen anne olmasaydı bla bla..." he yavrum ben de zaten keşke dünyaya gelmeseydim diyorum her seferinde..kimileri de canavar olduğumu iddia etmiş, saygı duyarım az bile demişsiniz, hannibal yanımda melek kalıyor!!bana destek olanlar da oldu sağolsunlar bu bir süreç, nasıl insan hayatında bunalımlar, depresyonlar, ergenlik sendromu, gibi geçişler varsa bir annenin hayatında da bu geçiş var farkındayım geçecek ve bu benim kabulüm..kimileri de noktalama işaretlerine takılmış, emin olun hayatta noktalama işaretlerinden daha önemli şeyler var kolik bebekgibi.. ama bir yazar arkadaşımız benim için editleyip büdütlemiş noktama, virgülüme kadar yazmış dil bilgisine takılanlar aşağıdaki entry ile ferahlayabilirler!!hepinize gazsız günler dilerim..-aldığım kilolarıma mı yanayım, bozulan psikolojime mi? yoksa düzen namına evimde hiç birşey kalmayışına mı? uyku neydi unuttum! kişisel bakım adına saatlerimi kuaförde harcamak artık bir hayal... sağmal inek gibi her dakika elim mememde dolaşıyorum. formu bozulan vücuduma hiç girmiyorum. ben pişmanım arkadaşım, özgürlüğüm gitti. hayatımın en az 25-30 senesini sadece kendini düşünen bir canlıya adadığım yetmezmiş gibi, bütün finansal varlığımı da kendisine hibe ediyorum...ha çocuk güzel şey, seviyorsun öpüyorsun falan... ama o kadar şunun şurasında sizden nefret etmeden bi 10 yıl sevecek, sonra ergenlikten dolayı 20 yaşına kadar nefret edecek, ondan sonra eşine aşık olacak... sen yine böyle avel avel bakacaksın. n'oldu? gitti en güzel yılların... oysa ye, iç, sıç, gez, başkasının çocuğunu sev... bırak kimse sana muhtaç olmasın, bırak kimse seni kısıtlı bir süre için karşılıksız sevmesin... egonu tatmin etme. bırak başkaları üresin, sen üreme..bir daha mı? asla!edit imla ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.

tek çocuğu olanlar pişman mı