🐶 Inne Haza Le Rizkuna Ma Lehu Min Nefad

İnnehâzâ le rızkunâ mâ lehu min nefâd(nefâdin). Muhakkak ki bu, gerçekten bizim tükenmez rızkımızdır. 1. mâ lehu: onun yoktur 6. min: den 7. Parasız Kalmamak ve Bol Bereket için Her Gün Okunacak Âyet-i Kerim. Bu Âyet-i Kerim her gün her namazadan sonra 3 veya 7 defa okunur veya günde (100) defa okunur ise okuyan kimse parasız kılmaz, Kazancında bolluk ve bereket kazanır. Ramazan ayının son Cuma günü İmam mimberde iken hutbe yani sela verilirken bu Âyet-i Kerim 59 Alak Denklemi -Zümer İkrası-. ١- تَنزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ. 1- Tenzilul kitabi minallahil azizil hakim. 1- İndirilmesi Kitab'ın Allah'tan-dır, Aziz'dir, Hakiym'dir. (Tenzil: daha çok parça parça indiriliş, inzal: genel indiriliş.Aziz: mutlak galib NahlSuresi Hakkında. Mekke döneminde inmiştir. 128 âyettir. Sûre, adını 68. âyette geçen “en-Nahl” kelimesinden almıştır. “en-Nahl ” bal arısı demektir. Sûrede başlıca, kâinatta Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren deliller, vahiy, öldükten sonra dirilme gibi konular yer almaktadır. Kaynak: Kur'an Yolu YusufSuresi 21. ayet, her türlü sıkıntılı durumdan kurtulmak, haklı olunan davayı kazanmak için sıkça okunan dualar arasında yer alır. Bu ayetin sonunda olan “ Vallahü galibün ala emrihi” bölümü; “ Allah, emrini yerine getirmeye kadirdir. Fakat insanların çoğu (bunu) bilmezler.” anlamındadır. İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad; Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab; Cehennem yaslevneha fe bi'sel mihad; Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak; Ve aharu min şeklihı ezvac; 42 Ve haleknâ lehum min mislihî mâ jerkebûn. 43. Ve inneše' nugrikhum fe lâ sarîha lehum ve lâ hum junkazûn. 44. Illa rahmeten minnâ ve metâ'an ilâ hîn. 45. Ve izâ kile lehumuttekû mâ bejne ejdikum ve mâ halfekum le'allekum turhamûn. 46. Ve mâ te'tîhim min âjetin min âjati rabbihim illâ kânû 'anhâ mu'ridîn. 47. 53. Haza ma tuadune li yevmil hısab 54. İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad 55. Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab 56. Cehennem yaslevneha fe bi’sel mihad 57. Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak 58. Ve aharu min şeklihı ezvac 59. Haza fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar 60. Ona bitmek ve tükenmek yoktur. Cevap: Sad suresi 54. ayet: Şüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Ona bitmek ve tükenmek yoktur. İnne hâzâ le rızkunâ mâ lehu min nefâd (nefâdin). Bu kategoride yer alan Şuara suresi 83. ayet: Rabbim! 11.Cundun mâ hunâlike mehzûmun minel ahzâb (ahzâbi). 12.Kezzebet kablehum kavmu nûhın ve âdun ve fir’avnu zul evtâdi. 13.Ve semûdu ve kavmu lûtın ve ashâbul eyketi, ulâikel ahzâb (ahzâbu). 14.İn kullun illâ kezzeber rusule fe hakka ıkâbi. 15.Ve mâ yanzuru hâulâi illâ sayhaten vâhıdeten mâ lehâ min fevâk (fevâkın). SÂD Suresi 54.ayeti إِنَّ هَذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِن نَّفَادٍİnne hâzâ le rızkunâ mâ lehu min nefâd (nefâdin). “Muhakkak ki bu, gerçekten bizim tükenmez rızkımızdır.”. cüzdan cüzdan duası cüzdan duası ne için yapılır dua ramazan. Vofz1G. SAD SURESİ vel kur'ani ziz keferu fı ızzetiv ve ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey'üy melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey'üy semı'na bihaza fil milletil ahırah in haza ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil ma hünalike menzumüm minel kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir'avnü zül semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel mahşurah küllül lehu şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hel etake nebeül hasm iz tesevverul dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba'duna ala ba'dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais haza ehıy lehu tis'uv ve tis'une na'cetev ve liye na'cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil le kad zalemeke bi süali na'cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba'duhüm ala ba'dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab 24. Ayet secde ayetidir. ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nec'alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec'alül müttekıyne kel enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül vehebna li davude süleyman nı'mel abdinnehu urida aleyhi bil aşiyyis safinatül kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a' le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba'di inneke entel sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü şeyatıyne küllü bennaiv ve aharıne mükarranıne fil ataüna femnün ev emsik bi ğayri inne lehu ındena le zülfa ve husne abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve bi riclik haza muğteselüm baridüv ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı' mel abd innehu ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya'kube ülil eydı ve ahlasnahüm bi halisatin zikrad innehüm ındena le minel müstefeynel ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel zikr ve inne lil müttekıyne le husne adnim müfettehatel lehümül fıha yed'une fıha bi fakihetin kesırativ ve ındehüm kasıratüt türfi ma tuadune li yevmil haza le rizkuna ma lehu min ve inne lit tağıyne le şerra yaslevneha fe bi'sel fel yezukuhu hamımüv ve aharu min şeklihı fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi'sel rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı'fen fin kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel sıhriyyen em zağat anhümül zalike le hakkun tehasumü ehlin innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül hüve nebün anhü mu' kane liye min ılmin bil meleil a'la iz yuha ileyye illa ennema ene nezırum kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu secedel melaiketü küllühüm iblıs istekbera ve kane minel ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min fahruc minha fe inneke inne aleyke la'netı ila yevmid rabbi fe enzırni ila yevmi yüb' fe inneke minel yevmil vaktil ma' fe bi ızzetike le uğviyennehüm ıbadeke minhümül fel hakku vel hakka emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ma es'elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel hüve illa zikrul lil le ta'lemünne nebeehu ba'de hıynSAD SURESİ O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun ki o, Allah sözüdür. inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler "Bu yalancı bir sihirbazdır."5."İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!"6, 7, ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde en son dinî inanışlarda duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir Kur'an içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden Kur'an'-dan şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler bakalım! çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir önce de Nûh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi2 Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da böyle grupların her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak da müşrikler de ancak vakti gelince asla geri kalmayacak korkunç bir ses alay ederek şöyle dediler "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!" Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz hüküm verme yeteneği davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede Dâvûd'un yanına girmişlerdi de Dâvûd onlardan korkmuştu. Onlar, "Korkma! Biz, iki davacı grubuz. Birimiz diğerine haksızlık etmiştir. Aramızda adaletle hükmet. Zulmetme ve bizi hak yola ilet" biri şöyle dedi "Bu benim kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benim ise bir tek koyunum var. Böyle iken "Onu da bana ver" dedi ve tartışmada beni bastırdı." dedi ki "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Dâvûd bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a de bunu ona bağışladık. Şüphesiz katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer dedik ki "Ey Dâvûd! Gerçekten biz seni yeryüzünde halife yaptık. İnsanlar arasında hak ile hüküm ver. Nefis arzusuna uyma, yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Allah'ın yolundan sapanlar için hesap gününü unutmaları sebebiyle şiddetli bir azap vardır." göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu yaratılanların boş yere yaratıldığı iddiası inkar edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden dolayı vay inkar edenlerin haline! biz iman edip salih ameller işleyenleri, yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkan arsızlar gibi mi tutacağız? Kur'an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Süleyman'ı bağışladık. O ne güzel kuldu! Şüphesiz o, Allah'a çok yönelen bir kimse ona akşamüstü bir ayağını tırnağı üstüne dikip üç ayağının üzerinde duran çalımlı ve soylu atlar "Gerçekten ben malı, Rabbimi anmamı sağladığından dolayı çok severim" dedi. Nihayet gözden kaybolup gittikleri zaman, "Onları bana geri getirin" dedi. Atlar gelince de bacaklarını ve boyunlarını okşamaya biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık. Sonra tövbe edip bize "Ey Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye layık olmayacak bir mülk hükümranlık bahşet! Şüphesiz sen çok bahşedicisin!" de rüzgarı onun buyruğuna verdik. Rüzgar onun emriyle dilediği yere hafif hafif ustası olan ve dalgıçlık yapan her bir şeytanı, bukağılara bağlı olarak diğerlerini de, onun emrine bu bizim ihsanımızdır. Artık sen de istediğine hesapsızca ver yahut verme" katımızda onun için bir yakınlık ve dönüp geleceği güzel bir yer Muhammed! Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını dedik "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyûb'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse Muhammed! Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile temizleyip ihlâslı kimseler onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir48.Ey Muhammed! İsmail, el-Yesa' ve Zülkifl'i de an. Onların her biri iyi bir öğüttür. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için elbette güzel bir dönüş yeri, kapıları kendilerine açılmış olarak Adn cennetleri orada koltuklara yaslanmış olarak pek çok meyveler ve içecekler gözlerini kendilerinden ayırmayan yaşıt eşler bunlar, hesap günü için size vaad bu bizim verdiğimiz rızıktır. Ona asla tükenme böyle! Şüphesiz azgınlar için elbette kötü bir dönüş yeri, cehennem vardır. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır! azap, onu tatsınlar Bir kaynar su ve bir azaba benzer çeşit çeşit başka azaplar da aralarında şöyle derler "İşte sizinle beraber cehenneme tıkılacak bir grup. Onlara rahat ve huzur olmasın! Şüphesiz onlar cehenneme gireceklerdir." grup da, "Hayır, size rahat ve huzur olmasın. Bu cehennemi bizim önümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!" derler "Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır." şöyle derler "Dünyada kendilerini kötü saydığımız adamları acaba neden göremiyoruz?"63."Cehennemlik değillerdi de biz onları alaya mı almış olduk, yoksa buradalar da gözlerimizden mi kaçtılar?" bu, cehennemliklerin birbirleriyle çekişmesi kesin bir Muhammed! De ki "Ben ancak bir uyarıcıyım. Her şey üzerinde mutlak otorite sahibi olan bir Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur."66."O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır." ki, "Bu Kur'an, büyük bir haberdir."68."Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz."69."Aralarında tartıştıkları sırada, yüce topluluğa ileri gelen melekler topluluğuna dair benim hiçbir bilgim yoktu."70."Bana ancak, benim sadece bir uyarıcı olduğum vahyediliyor." Rabbin meleklere şöyle demişti "Muhakkak ben çamurdan bir insan yaratacağım."72."Onu şekillendirip içine ruhumdan üflediğim zaman onun için saygı ile eğilin." bütün melekler topluca saygı ile İblis eğilmedi. O büyüklük tasladı ve kafirlerden "Ey İblis! "Ellerimle yarattığıma saygı ile eğilmekten seni ne alıkoydu? Büyüklük mü tasladın, yoksa üstünlerden mi oldun?" "Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın" şöyle dedi "Öyle ise çık oradan cennetten, çünkü sen kovuldun."78."Şüphesiz benim lanetim hesap ve ceza gününe kadar senin üzerinedir." "Ey Rabbim! Öyle ise bana insanların diriltilecekleri güne kadar mühlet ver" dedi80, şöyle dedi "Sen o bilinen vakte kıyamet gününe kadar mühlet verilenlerdensin."82, "Senin şerefine andolsun ki, içlerinden ihlâslı kulların hariç, elbette onların hepsini azdıracağım" şöyle dedi "İşte bu gerçektir. Ben de gerçeği söylüyorum"85."Andolsun, cehennemi seninle ve onlardan sana uyanların hepsiyle dolduracağım."86.Ey Muhammed! De ki "Bundan tebliğ görevinden dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük altına girenlerden değilim."87."Bu Kur'an âlemler için ancak bir öğüttür."88."Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz." Sûre, adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. Sûrede başlıca, Allah’ın birliği, müşriklerin inkârları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları, Davûd, Süleyman, Eyyüp, İbrahim, İshak, İsmail, el-Yesa’ ve Zülkifl Peygamberlerin kıssaları, Davûd Peygamberin hakemliği ve Hz. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir. Google News'te Doğruhaber'e abone olun. Haberimizde Sâd Suresi, Sâd Suresi 35 ve okunuşu, Sâd Suresi Arapça Türkçe okunuşu, Sâd Suresi anlamı meali, Sâd Suresi tefsiri yer almaktadır. Sâd Suresi Anlamı Sûre, adını birinci âyetteki “Sâd” harfinden almıştır. Sûrede başlıca, Allah’ın birliği, müşriklerin inkârları ve sapıklıkları sebebiyle azabı hak etmiş oldukları, Davûd, Süleyman, Eyyüp, İbrahim, İshak, İsmail, el-Yesa’ ve Zülkifl Peygamberlerin kıssaları, Davûd Peygamberin hakemliği ve Hz. Peygamberin temel görevi konu edilmektedir. 88 ayettir. Mushaftaki sıralamada otuz sekizinci, iniş sırasına göre de otuz sekizinci sûredir. Kamer sûresinden sonra, Arâf sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Sûrenin temel konusu, Resûl-i Ekrem’in hak peygamber olduğu gerçeğinin ispatıdır. Kur’an üzerine yeminle başlayan sûrede Hz. Muhammed’in peygamberliğini inkâr eden müşriklerin iddiaları reddedilmekte; çok tanrıcı inançlarının kısa eleştirisi yapıldıktan sonra onlara, önceki peygamberlere karşı benzer tavırlar sergileyenlerin âkıbetleri hatırlatılmakta, Hz. Peygamber’e de sabır tavsiye edilmektedir. Hz. Dâvûd, oğlu Süleyman ve Eyyûb’un hayatlarından kesitler verilmekte; Hz. İbrâhim, İshak, Yakub, İsmâil, Elyesa, Zülkifl’in isimleri sıralanarak bunların yolundan gidenlerin âhiretteki mutlu hayatları, buna karşılık yoldan çıkanların kötü âkıbetleri hakkında kısa ve uyarıcı açıklamalar yapılmaktadır. Sûrenin son bölümünde insanlığın atası olan Hz. Âdem’in yaratılışı anlatıldıktan sonra İblis’in, kendisine rahmet kapılarının kapanmasına sebep olduğunu düşündüğü için Âdem’in soyuna hınç beslediği ve onları doğru yoldan saptırmaya ahdettiği anlatılmakta, Hz. Muhammed’in hak peygamber olduğu gerçeği bir defa daha vurgulanmaktadır. Sâd Suresi Arapça Okunuşu Sad Suresi Türkçe Okunuşu vel kur'ani ziz keferu fı ızzetiv ve ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey'üy melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey'üy semı'na bihaza fil milletil ahırah in haza ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil ma hünalike menzumüm minel kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir'avnü zül semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel mahşurah küllül lehu şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hel etake nebeül hasm iz tesevverul dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba'duna ala ba'dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais haza ehıy lehu tis'uv ve tis'une na'cetev ve liye na'cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil le kad zalemeke bi süali na'cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba'duhüm ala ba'dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab 24. Ayet secde ayetidir. ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nec'alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec'alül müttekıyne kel enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül vehebna li davude süleyman nı'mel abdinnehu urida aleyhi bil aşiyyis safinatül kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a' le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba'di inneke entel sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü şeyatıyne küllü bennaiv ve aharıne mükarranıne fil ataüna femnün ev emsik bi ğayri inne lehu ındena le zülfa ve husne abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve bi riclik haza muğteselüm baridüv ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı' mel abd innehu ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya'kube ülil eydı ve ahlasnahüm bi halisatin zikrad innehüm ındena le minel müstefeynel ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel zikr ve inne lil müttekıyne le husne adnim müfettehatel lehümül fıha yed'une fıha bi fakihetin kesırativ ve ındehüm kasıratüt türfi ma tuadune li yevmil haza le rizkuna ma lehu min ve inne lit tağıyne le şerra yaslevneha fe bi'sel fel yezukuhu hamımüv ve aharu min şeklihı fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi'sel rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı'fen fin kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel sıhriyyen em zağat anhümül zalike le hakkun tehasumü ehlin innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül hüve nebün anhü mu' kane liye min ılmin bil meleil a'la iz yuha ileyye illa ennema ene nezırum kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu secedel melaiketü küllühüm iblıs istekbera ve kane minel ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min fahruc minha fe inneke inne aleyke la'netı ila yevmid rabbi fe enzırni ila yevmi yüb' fe inneke minel yevmil vaktil ma' fe bi ızzetike le uğviyennehüm ıbadeke minhümül fel hakku vel hakka emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ma es'elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel hüve illa zikrul lil le ta'lemünne nebeehu ba'de hıyn Sad Suresi Türkçe Anlamı O şanlı, şerefli Kur'an'a andolsun ki o, Allah sözüdür. inkar edenler bir büyüklenme ve ayrılık onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlar da feryat ettiler, ama artık kurtuluş zamanı kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler "Bu yalancı bir sihirbazdır."5."İlahları bir tek ilah mı yaptı? Gerçekten bu çok tuhaf bir şey!"6, 7, ileri gelenler, "Gidin, ilahlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde en son dinî inanışlarda duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir Kur'an içimizden ona mı indirildi?" diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden Kur'an'-dan şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı mutlak güç sahibi ve çok bağışlayan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır? göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin hükümranlığı onların mıdır? Öyle ise sebeplere yapışarak yükselsinler bakalım! çeşitli gruplardan oluşmuş ve şuracıkta bozguna uğrayacak derme çatma bir önce de Nûh kavmi, Âd kavmi, kazıklar sahibi2 Firavun, Semûd kavmi, Lût kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte onlar da böyle grupların her biri peygamberleri yalanladı da onları cezalandırmam hak da müşrikler de ancak vakti gelince asla geri kalmayacak korkunç bir ses alay ederek şöyle dediler "Ey Rabbimiz! Hesap gününden önce payımızı hemen ver!" Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Dâvûd'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse birlikte tesbih etsinler diye biz, dağları ve toplanıp gelen kuşları Dâvûd'un emrine verdik. Onların her biri Allah'a Davud'un mülkünü güçlendirdik, ona hikmet ve hakla batılı ayıran söz hüküm verme yeteneği davacıların haberi geldi 1. Sad, zikir sahibi, şanlı Kur’an’a and olsun ki. ص ۚ وَالْقُرْآنِ ذِي الذِّكْرِ Sad vel kur’ani ziz zikr 2. İnkâr edenler bir gurur ve ayrılık içindedirler. بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي عِزَّةٍ وَشِقَاقٍ Belillezıne keferu fı ızzetiv ve şikkak 3. Onlardan önce nice nesilleri helak ettik de feryad ettiler. Oysa artık kurtuluş zamanı değildi. كَمْ أَهْلَكْنَا مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ قَرْنٍ فَنَادَوْا وَلَاتَ حِينَ مَنَاصٍ Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne mens 4. Aralarından bir uyarıcı gelmesine şaşırdılar. İnkârcılar; bu yalancı bir sihirbazdır» dediler. وَعَجِبُوا أَنْ جَاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ ۖ وَقَالَ الْكَافِرُونَ هَٰذَا سَاحِرٌ كَذَّابٌ Ve cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun kezzab 5. Tanrıları bir tek tanrı mı yapıyor? Bu, cidden tuhaf bir şeydir. أَجَعَلَ الْآلِهَةَ إِلَٰهًا وَاحِدًا ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيْءٌ عُجَابٌ E cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey’üy ucab 6. Onlardan ileri gelenler; yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur.» وَانْطَلَقَ الْمَلَأُ مِنْهُمْ أَنِ امْشُوا وَاصْبِرُوا عَلَىٰ آلِهَتِكُمْ ۖ إِنَّ هَٰذَا لَشَيْءٌ يُرَادُ Ventalekal melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey’üy yürad 7. Biz bunun söylediğini babalarımızın bağlı olduğu son dinde de işitmedik. Bu uydurmadan başka bir şey değildir. مَا سَمِعْنَا بِهَٰذَا فِي الْمِلَّةِ الْآخِرَةِ إِنْ هَٰذَا إِلَّا اخْتِلَاقٌ Ma semı’na bihaza fil milletil ahırah in haza illahtilak 8. Kur’an, aramızda O’na mı indirilmeliydi?» dediler. Doğrusu bunlar Kur’an hakkında şüphe içindedirler. Hayır, onlar azabımı henüz tadmadılar.» أَأُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَا ۚ بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ مِنْ ذِكْرِي ۖ بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِ E ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku azab 9. Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabb’inin rahmet hazineleri, onların yanında mıdır? أَمْ عِنْدَهُمْ خَزَائِنُ رَحْمَةِ رَبِّكَ الْعَزِيزِ الْوَهَّابِ Em ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil vehhab 10. Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı, onların elinde midir? Öyle ise sebeplere sarılıp ta göğe yükselsinler de hükümranlığı ele geçirsinler bakalım. أَمْ لَهُمْ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ فَلْيَرْتَقُوا فِي الْأَسْبَابِ Em lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil esbab 11. Onlar derme çatma hiziplerden meydana gelmiş ordudur ki, işte şurada bozguna uğratılmışlardır. جُنْدٌ مَا هُنَالِكَ مَهْزُومٌ مِنَ الْأَحْزَابِ Cündüm ma hünalike menzumüm minel ahzab 12. Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi ve sarsılmaz bir saltanat sahibi Firavun’da yalanlamıştı. كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ ذُو الْأَوْتَادِ Kezzebet kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir’avnü zül evtad 13. Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen kabilelerdir. وَثَمُودُ وَقَوْمُ لُوطٍ وَأَصْحَابُ الْأَيْكَةِ ۚ أُولَٰئِكَ الْأَحْزَابُ Ve semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab 14. Hepsi peygamberleri yalanladılar da azabımı hak ettiler. إِنْ كُلٌّ إِلَّا كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ عِقَابِ İn küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ıkab 15. Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler. وَمَا يَنْظُرُ هَٰؤُلَاءِ إِلَّا صَيْحَةً وَاحِدَةً مَا لَهَا مِنْ فَوَاقٍ Ve ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min fevak 16. İnkârcılar ise dediler ki; Rabb’imiz! Bizim azab payımızı hesap gününden önce ver.» وَقَالُوا رَبَّنَا عَجِّلْ لَنَا قِطَّنَا قَبْلَ يَوْمِ الْحِسَابِ Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hısab 17. Ey Muhammed! Onların söylediklerine sabret, kulumuz, Davut’u an. Çünkü o daima Allah’a yönelirdi. اصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَاذْكُرْ عَبْدَنَا دَاوُودَ ذَا الْأَيْدِ ۖ إِنَّهُ أَوَّابٌ Isbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab 18. Biz dağları onun emrine verdik. Sabah akşam onunla beraber tesbih ederler. إِنَّا سَخَّرْنَا الْجِبَالَ مَعَهُ يُسَبِّحْنَ بِالْعَشِيِّ وَالْإِشْرَاقِ İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak 19. Her taraftan toplanıp gelen kuşları da onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi. وَالطَّيْرَ مَحْشُورَةً ۖ كُلٌّ لَهُ أَوَّابٌ Vettayra mahşurah küllül lehu evvab 20. O’nun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, O’na hikmet ve açık, güzel konuşma yeteneği vermiştik. وَشَدَدْنَا مُلْكَهُ وَآتَيْنَاهُ الْحِكْمَةَ وَفَصْلَ الْخِطَابِ Ve şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hıtab 21. Sana davacılarının haberi geldi mi? Hani odasının duvarına tırmanmışlardı. وَهَلْ أَتَاكَ نَبَأُ الْخَصْمِ إِذْ تَسَوَّرُوا الْمِحْرَابَ Ve hel etake nebeül hasm iz tesevverul mıhrab 22. Hani Davud’un yanına girmişlerdi de, Davud onlardan korkmuştu. Korkma dediler, biz iki davacıyız. Birimiz ötekinin hakkına saldırdı. Şimdi sen aramızda hak ile hükmet, adaletten ayrılıp bize zulmetme, bizi doğru yola çıkar.» إِذْ دَخَلُوا عَلَىٰ دَاوُودَ فَفَزِعَ مِنْهُمْ ۖ قَالُوا لَا تَخَفْ ۖ خَصْمَانِ بَغَىٰ بَعْضُنَا عَلَىٰ بَعْضٍ فَاحْكُمْ بَيْنَنَا بِالْحَقِّ وَلَا تُشْطِطْ وَاهْدِنَا إِلَىٰ سَوَاءِ الصِّرَاطِ İz dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba’duna ala ba’dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais sırat 23. Bu kardeşimin doksandokuz dişi koyunu var. Benim ise bir tek dişi koyunum var. Böyle iken onu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi. إِنَّ هَٰذَا أَخِي لَهُ تِسْعٌ وَتِسْعُونَ نَعْجَةً وَلِيَ نَعْجَةٌ وَاحِدَةٌ فَقَالَ أَكْفِلْنِيهَا وَعَزَّنِي فِي الْخِطَابِ İnne haza ehıy lehu tis’uv ve tis’une na’cetev ve liye na’cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil hıtab 24. Davud And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle, sana büyük haksızlık etmiştir. Doğrusu ortakların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iyi iş yapanlar bunun dışındadır ki, sayıları ne kadar azdır.» demişti. Davud kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabb’inden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah’a yönelmişti. قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِ ۖ وَإِنَّ كَثِيرًا مِنَ الْخُلَطَاءِ لَيَبْغِي بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلِيلٌ مَا هُمْ ۗ وَظَنَّ دَاوُودُ أَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ ۩ Kale le kad zalemeke bi süali na’cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba’duhüm ala ba’dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve enab 25. Böylece onu bağışladık. Yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır. فَغَفَرْنَا لَهُ ذَٰلِكَ ۖ وَإِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَآبٍ Fe ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 26. Ey Davud! Biz seni yeryüzünde hükümdar yaptık. İnsanlar arasında adaletle hükmet, keyfine uyma, sonra bu seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara, hesap gününü unuttuklarından dolayı çetin azab vardır. يَا دَاوُودُ إِنَّا جَعَلْنَاكَ خَلِيفَةً فِي الْأَرْضِ فَاحْكُمْ بَيْنَ النَّاسِ بِالْحَقِّ وَلَا تَتَّبِعِ الْهَوَىٰ فَيُضِلَّكَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ ۚ إِنَّ الَّذِينَ يَضِلُّونَ عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا نَسُوا يَوْمَ الْحِسَابِ Ya davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab 24. Ayet secde ayetidir. 27. Göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları boşuna yaratmadık, inkâr edenler, kainatın boş bir tesadüf eseri olduğunu söylerler, bu onların zannıdır. Vay ateşe uğrayacak inkârcıların haline. وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاءَ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا بَاطِلًا ۚ ذَٰلِكَ ظَنُّ الَّذِينَ كَفَرُوا ۚ فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنَ النَّارِ Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nar 28. Yoksa biz iman edip de güzel amel ve hareket edenleri yeryüzünde fesat çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yahut Allah’tan korkanları doğru yoldan sapanlar gibi mi sayacağız? أَمْ نَجْعَلُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ كَالْمُفْسِدِينَ فِي الْأَرْضِ أَمْ نَجْعَلُ الْمُتَّقِينَ كَالْفُجَّارِ Em nec’alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec’alül müttekıyne kel füccar 29. Ey Muhammed! Bu Kur’an çok mübarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsın. كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُولُو الْأَلْبَابِ Kitabün enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül elbab 30. Biz Davud’a Süleyman’ı hediye ettik. Süleyman ne güzel kuldu! Doğrusu O daima Allah’a yönelirdi. وَوَهَبْنَا لِدَاوُودَ سُلَيْمَانَ ۚ نِعْمَ الْعَبْدُ ۖ إِنَّهُ أَوَّابٌ Ve vehebna li davude süleyman nı’mel abdinnehu evvab 31. Ona bir akşam üstü, çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu. إِذْ عُرِضَ عَلَيْهِ بِالْعَشِيِّ الصَّافِنَاتُ الْجِيَادُ İz urida aleyhi bil aşiyyis safinatül ciyad 32. Süleyman, Gerçekten ben at mal sevgisine Rabb’imi anmayı sağladıkları için düştüm» dedi. Atlar koşup toz perdesi arkasından kayboldular. فَقَالَ إِنِّي أَحْبَبْتُ حُبَّ الْخَيْرِ عَنْ ذِكْرِ رَبِّي حَتَّىٰ تَوَارَتْ بِالْحِجَابِ Fe kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil hıcab 33. Süleyman, Atları bana getirin» dedi. Bacaklarını ve boyunlarını okşamaya başladı. رُدُّوهَا عَلَيَّ ۖ فَطَفِقَ مَسْحًا بِالسُّوقِ وَالْأَعْنَاقِ Rudduha aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a’nak 34. Andolsun, Süleyman’ı denedik. Tahtının üstüne bir ceset bıraktık, sonra O, yine eski haline döndü. وَلَقَدْ فَتَنَّا سُلَيْمَانَ وَأَلْقَيْنَا عَلَىٰ كُرْسِيِّهِ جَسَدًا ثُمَّ أَنَابَ Ve le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme enab 35. Süleyman Rabb’im! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Sen şüphesiz daima bağışta bulunansın» dedi. قَالَ رَبِّ اغْفِرْ لِي وَهَبْ لِي مُلْكًا لَا يَنْبَغِي لِأَحَدٍ مِنْ بَعْدِي ۖ إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ Kale rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba’di inneke entel vehhab 36. Bunun üzerine Süleyman’ın buyruğu ile istediği yere kolayca giden rüzgârı emrine verdik. فَسَخَّرْنَا لَهُ الرِّيحَ تَجْرِي بِأَمْرِهِ رُخَاءً حَيْثُ أَصَابَ Fe sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü esab 37. Bina ustalarını ve dalgıçlık yapan şeytanları da emrine verdik. وَالشَّيَاطِينَ كُلَّ بَنَّاءٍ وَغَوَّاصٍ Veş şeyatıyne küllü bennaiv ve ğavvas 38. Demir zincirlere bağlı diğer yaratıkları da onun emrine verdik. وَآخَرِينَ مُقَرَّنِينَ فِي الْأَصْفَادِ Ve aharıne mükarranıne fil asfad 39. İşte bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır» dedik. هَٰذَا عَطَاؤُنَا فَامْنُنْ أَوْ أَمْسِكْ بِغَيْرِ حِسَابٍ Haza ataüna femnün ev emsik bi ğayri hısab 40. Doğrusu onun, bizim yanımızda yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardı. وَإِنَّ لَهُ عِنْدَنَا لَزُلْفَىٰ وَحُسْنَ مَآبٍ Ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 41. Ey Muhammed! Kulumuz Eyyub’u da an. O Rabb’ine Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azab verdi» diye seslenmişti. وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab 42. Biz de ona Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su» dedik. ارْكُضْ بِرِجْلِكَ ۖ هَٰذَا مُغْتَسَلٌ بَارِدٌ وَشَرَابٌ Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab 43. Ona bizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine bir ibret olarak ailesini ve onlarla beraber bir eş daha bağışladık. وَوَهَبْنَا لَهُ أَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُولِي الْأَلْبَابِ Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil elbab 44. Ey Eyyüb Eline bir demet sap al, onunla vur, yeminini bozma» demiştik. Gerçekten O çok sabırlı bir kulumuzdu, daima Allah’a yönelirdi وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَاضْرِبْ بِهِ وَلَا تَحْنَثْ ۗ إِنَّا وَجَدْنَاهُ صَابِرًا ۚ نِعْمَ الْعَبْدُ ۖ إِنَّهُ أَوَّابٌ Ve huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı’ mel abd innehu evvab 45. Ey Muhammed! Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub’u da an. وَاذْكُرْ عِبَادَنَا إِبْرَاهِيمَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ أُولِي الْأَيْدِي وَالْأَبْصَارِ Vezkür ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya’kube ülil eydı ve ebsar 46. Biz onları Ahiret yurdunu düşünen, gönülden bağlı kullar yaptık. إِنَّا أَخْلَصْنَاهُمْ بِخَالِصَةٍ ذِكْرَى الدَّارِ İnna ahlasnahüm bi halisatin zikrad dar 47. Onlar bizim yanımızda seçkin ve hayırlı kimselerdir. وَإِنَّهُمْ عِنْدَنَا لَمِنَ الْمُصْطَفَيْنَ الْأَخْيَارِ Ve innehüm ındena le minel müstefeynel ahyar 48. İsmail’i, Elyas’ı, Zülkifl’i de an. Hepsi iyilerdendir. وَاذْكُرْ إِسْمَاعِيلَ وَالْيَسَعَ وَذَا الْكِفْلِ ۖ وَكُلٌّ مِنَ الْأَخْيَارِ Vezkür ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel ahyar 49. Bu bir hatırlatmadır. Korunanlar için güzel bir gelecek vardır. هَٰذَا ذِكْرٌ ۚ وَإِنَّ لِلْمُتَّقِينَ لَحُسْنَ مَآبٍ Haza zikr ve inne lil müttekıyne le husne meab 50. Kapıları onlara açılmış, Adn cennetleri vardır. جَنَّاتِ عَدْنٍ مُفَتَّحَةً لَهُمُ الْأَبْوَابُ Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvab 51. Orada tahtlara yaslanmış olarak çeşitli meyveler ve içecekler isterler. مُتَّكِئِينَ فِيهَا يَدْعُونَ فِيهَا بِفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ Müttekiıne fıha yed’une fıha bi fakihetin kesırativ ve şerab 52. Yanlarında bakışlarını yalnız kocalarına diken kendileriyle yaşıt güzeller vardır. وَعِنْدَهُمْ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ أَتْرَابٌ Ve ındehüm kasıratüt türfi etrab 53. İşte hesap günü için size söz verilen bunlardır. هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوْمِ الْحِسَابِ Haza ma tuadune li yevmil hısab 54. Doğrusu, verdiğimiz rızıklar tükenmez. إِنَّ هَٰذَا لَرِزْقُنَا مَا لَهُ مِنْ نَفَادٍ İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad 55. Bu böyledir; ancak azgınlara kötü bir gelecek vardır. هَٰذَا ۚ وَإِنَّ لِلطَّاغِينَ لَشَرَّ مَآبٍ Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab 56. Cehenneme girerler. Orası ne kötü bir konaktır. جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا فَبِئْسَ الْمِهَادُ Cehennem yaslevneha fe bi’sel mihad 57. İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar. هَٰذَا فَلْيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak 58. Ve daha başka çeşit çeşit azab vardır. وَآخَرُ مِنْ شَكْلِهِ أَزْوَاجٌ Ve aharu min şeklihı ezvac 59. İnkârcıların ileri gelenlerine işte bu topluluk sizinle beraber gerçeğe karşı direnenlerdir. Onlar rahat yüzü görmesin. Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir» denir. هَٰذَا فَوْجٌ مُقْتَحِمٌ مَعَكُمْ ۖ لَا مَرْحَبًا بِهِمْ ۚ إِنَّهُمْ صَالُو النَّارِ Haza fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar 60. Toplulukta bulunanlar ise; Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bizi buraya getiren sizsiniz, ne kötü bir duraktır» derler. قَالُوا بَلْ أَنْتُمْ لَا مَرْحَبًا بِكُمْ ۖ أَنْتُمْ قَدَّمْتُمُوهُ لَنَا ۖ فَبِئْسَ الْقَرَارُ Kalu bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi’sel karar 61. Rabb’imiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır» derler. قَالُوا رَبَّنَا مَنْ قَدَّمَ لَنَا هَٰذَا فَزِدْهُ عَذَابًا ضِعْفًا فِي النَّارِ Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı’fen fin nar 62. Bize ne oldu ki, dünyada iken kötülerden saydığımız adamları burada niçin görmüyoruz?» derler. وَقَالُوا مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالًا كُنَّا نَعُدُّهُمْ مِنَ الْأَشْرَارِ Ve kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel eşrar 63. Hani onlarla alay ederdik. Yoksa onları gözden mi kaçırdık? أَتَّخَذْنَاهُمْ سِخْرِيًّا أَمْ زَاغَتْ عَنْهُمُ الْأَبْصَارُ Ettehaznahüm sıhriyyen em zağat anhümül ebsar 64. İşte ateş halkının tartışmaları böyledir ve bunlar gerçektir. إِنَّ ذَٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهْلِ النَّارِ İnne zalike le hakkun tehasumü ehlin nar 65. Ey Muhammed! De ki, Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah’tan başka tanrı yoktur. قُلْ إِنَّمَا أَنَا مُنْذِرٌ ۖ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا اللَّهُ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ Kul innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül kahhar 66. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabb’ı olan Allah, daima üstündür, çok bağışlayandır.» رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الْعَزِيزُ الْغَفَّارُ Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül ğaffar 67. De ki; Bu Kur’an, büyük bir haberdir.» قُلْ هُوَ نَبَأٌ عَظِيمٌ Kul hüve nebün azıym 68. Fakat siz ondan yüz çeviriyorsunuz?» أَنْتُمْ عَنْهُ مُعْرِضُونَ Entüm anhü mu’ridun 69. Mele-i A’la’da kendi aralarındaki tartışmaları hakkında benim hiçbir bilgim yoktu. مَا كَانَ لِيَ مِنْ عِلْمٍ بِالْمَلَإِ الْأَعْلَىٰ إِذْ يَخْتَصِمُونَ Ma kane liye min ılmin bil meleil a’la iz yahtesımun 70. Ben gelecek tehlikeleri apaçık uyarıcı olduğum içindir ki, bana vahy olunuyor. إِنْ يُوحَىٰ إِلَيَّ إِلَّا أَنَّمَا أَنَا نَذِيرٌ مُبِينٌ İy yuha ileyye illa ennema ene nezırum mübın 71. Rabb’im Meleklere demişti ki; ben çamurdan bir insan yaratacağım. إِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ طِينٍ İz kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min tıyn 72. Onu biçimlendirip ona ruhumdan üflediğim zaman derhal ona secde edin. فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ Fe iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu sacidın 73. Meleklerin hepsi birden secde ettiler. فَسَجَدَ الْمَلَائِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ Fe secedel melaiketü küllühüm ecmeun 74. Yalnız İblis secde etmedi, büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu. إِلَّا إِبْلِيسَ اسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ İlla iblıs istekbera ve kane minel kafirın 75. Allah Ey İblis, iki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden mi oldun?» قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَنْ تَسْجُدَ لِمَا خَلَقْتُ بِيَدَيَّ ۖ أَسْتَكْبَرْتَ أَمْ كُنْتَ مِنَ الْعَالِينَ Kale ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel alın 76. İblis Ben ondan üstünüm. Beni ateşten yarattın. Onu çamurdan yarattın» dedi. قَالَ أَنَا خَيْرٌ مِنْهُ ۖ خَلَقْتَنِي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طِينٍ Kale ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min tıyn 77. Allah Çık oradan sen artık kovulmuş birisin. قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ Kale fahruc minha fe inneke racım 78. Ceza gününe kadar lanetim senin üzerinedir» dedi. وَإِنَّ عَلَيْكَ لَعْنَتِي إِلَىٰ يَوْمِ الدِّينِ Ve inne aleyke la’netı ila yevmid dın 79. İblis Ey Rabbim! O halde tekrar dirilecekleri güne kadar bana mühlet ver!» dedi. قَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِي إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yüb’asun 80. Allah Haydi sana mühlet verildi. قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ Kale fe inneke minel münzarın 81. O belli vaktin gününe kadar.» إِلَىٰ يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ İla yevmil vaktil ma’mum 82. İblis senin izzet ve şerefine andolsun ki, onların tümünü azdıracağım» dedi. قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ Kale fe bi ızzetike le uğviyennehüm ecmeıyn 83. Yalnız onlardan ihlas sahibi kullar hariç.» إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ İlla ıbadeke minhümül muhlesıyn 84. Allah İşte bu doğrudur. Ben gerçeği söylüyorum. قَالَ فَالْحَقُّ وَالْحَقَّ أَقُولُ Kale fel hakku vel hakka ekul 85. Sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım» dedi. لَأَمْلَأَنَّ جَهَنَّمَ مِنْكَ وَمِمَّنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ أَجْمَعِينَ Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ecmeıyn 86. Ey Muhammed! De ki; Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum, kendimden bir şey teklif edenlerden de değilim.» قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ Kul ma es’elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel mütekellifın 87. Bu Kur’an, alemler için bir öğüttür. إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ İn hüve illa zikrul lil alemın 88. Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra gayet iyi anlayacaksınız. وَلَتَعْلَمُنَّ نَبَأَهُ بَعْدَ حِينٍ Ve le ta’lemünne nebeehu ba’de hıyn ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPQRSŞTUÜVWXYZ0-9 ABCÇDEFGHIİJKLMNOÖPQRSŞTUÜVWXYZ0-9 38-SAD SURESİ Bismillahirrahmanirrahim 1. Sad vel kur’ani ziz zikr 2. Belillezıne keferu fı ızzetiv ve şikkak 3. Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne mens 4. Ve cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun kezzab 5. E cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey’üy ucab 6. Ventalekal melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey’üy yürad 7. Ma semı’na bihaza fil milletil ahırah in haza illahtilak 8. E ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku azab 9. Em ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil vehhab 10. Em lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil esbab 11. Cündüm ma hünalike menzumüm minel ahzab 12. Kezzebet kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir’avnü zül evtad 13. Ve semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab 14. İn küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ıkab 15. Ve ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min fevak 16. Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hısab 17. Isbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab 18. İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak 19. Vettayra mahşurah küllül lehu evvab 20. Ve şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hıtab 21. Ve hel etake nebeül hasm iz tesevverul mıhrab 22. İz dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba’duna ala ba’dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais sırat 23. İnne haza ehıy lehu tis’uv ve tis’une na’cetev ve liye na’cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil hıtab 24. Kale le kad zalemeke bi süali na’cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba’duhüm ala ba’dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve enab 25. Fe ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 26. Ya davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab 24. Ayet secde ayetidir. 27. Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nar 28. Em nec’alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec’alül müttekıyne kel füccar 29. Kitabün enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül elbab 30. Ve vehebna li davude süleyman nı’mel abdinnehu evvab 31. İz urida aleyhi bil aşiyyis safinatül ciyad 32. Fe kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil hıcab 33. Rudduha aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a’nak 34. Ve le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme enab 35. Kale rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba’di inneke entel vehhab 36. Fe sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü esab 37. Veş şeyatıyne küllü bennaiv ve ğavvas 38. Ve aharıne mükarranıne fil asfad 39. Haza ataüna femnün ev emsik bi ğayri hısab 40. Ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 41. Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab 42. Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab 43. Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil elbab 44. Ve huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı’ mel abd innehu evvab 45. Vezkür ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya’kube ülil eydı ve ebsar 46. İnna ahlasnahüm bi halisatin zikrad dar 47. Ve innehüm ındena le minel müstefeynel ahyar 48. Vezkür ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel ahyar 49. Haza zikr ve inne lil müttekıyne le husne meab 50. Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvab 51. Müttekiıne fıha yed’une fıha bi fakihetin kesırativ ve şerab 52. Ve ındehüm kasıratüt türfi etrab 53. Haza ma tuadune li yevmil hısab 54. İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad 55. Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab 56. Cehennem yaslevneha fe bi’sel mihad 57. Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak 58. Ve aharu min şeklihı ezvac 59. Haza fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar 60. Kalu bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi’sel karar 61. Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı’fen fin nar 62. Ve kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel eşrar 63. Ettehaznahüm sıhriyyen em zağat anhümül ebsar 64. İnne zalike le hakkun tehasumü ehlin nar 65. Kul innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül kahhar 66. Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül ğaffar 67. Kul hüve nebün azıym 68. Entüm anhü mu’ridun 69. Ma kane liye min ılmin bil meleil a’la iz yahtesımun 70. İy yuha ileyye illa ennema ene nezırum mübın 71. İz kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min tıyn 72. Fe iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu sacidın 73. Fe secedel melaiketü küllühüm ecmeun 74. İlla iblıs istekbera ve kane minel kafirın 75. Kale ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel alın 76. Kale ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min tıyn 77. Kale fahruc minha fe inneke racım 78. Ve inne aleyke la’netı ila yevmid dın 79. Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yüb’asun 80. Kale fe inneke minel münzarın 81. İla yevmil vaktil ma’mum 82. Kale fe bi ızzetike le uğviyennehüm ecmeıyn 83. İlla ıbadeke minhümül muhlesıyn 84. Kale fel hakku vel hakka ekul 85. Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ecmeıyn 86. Kul ma es’elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel mütekellifın 87. İn hüve illa zikrul lil alemın 88. Ve le ta’lemünne nebeehu ba’de hıyn MEALİ 38 – SÂD SÛRESİ Mekke’de indirilmiş olup 88 âyettir. Adını başındaki sâd harfinden alır. Sûrenin asıl gayesi, Allah’ın elçilerini dinlemeyenleri uyarmaktır. Müteakiben Peygamberimize itaat konusu üzerinde özellikle durulur, müteaddit peygamberlerin tebliğleri pek kısa bir şekilde anlatılır. Bismillâhirrahmânirrahîm. 1 – Sâd. Bu şanlı şerefli Kur’ân hakkı için 2 – Kâfirler Bu Kur’ân’ı onda şüpheye yer verecek herhangi bir taraf olduğundan değil, ama asıl kendileri Allah’a karşı kibir ve muhalefet taşıdıkları için inkâr ediyorlar. 3 – Biz onlardan önce nice nesilleri silip süpürdük. O zaman ne çığlıklar, ne feryatlar kopardılar! Ama kurtuluş zamanı çoktan geçmişti! [21,12-13] 4-5 – İçlerinden kendilerini uyarıp irşad edecek birinin gelmesinden her nedense şaşırdılar ve o kâfirler “Bu bir sihirbaz, bir yalancı! İşte tutmuş bunca ilahı bir tek ilah yapmış! Bu gerçekten şaşılacak, çok tuhaf bir şey!” dediler. [10,2] En makul ve münasip olan, peygamberin, kendi toplumunun mensuplarını uyarıp eğitmesidir. İnsandan başka melek gibi bir varlık gelseydi insanlarla ilişki kuramazdı, onlarla beraber yaşayamaz, onlara örnek olamazdı. Başka bir milletten biri çıkıp gelseydi, tanımamaları sebebiyle, asıl onun hakkında şüphe etmeleri gerekirdi. 6 – İçlerinden önde gelen eşraf takımı derhal harekete geçip “Hâla mı duruyorsunuz, kalkın yürüyüp gösteri yapın ve ilahlarınız konusunda direnip dayanacağınızı ilan edin. Bu, cidden yapılması gerken bir şeydir.” dediler. 7 – “Doğrusu biz bu tevhid inancını son dinde de görmedik. Bu sırf bir uydurma!” 8 – Biz bu kadar eşraf dururken, kitap gönderilecek bir o mu kalmış!” Hayır, hayır! Onlar Benim buyruklarım hakkında tam bir şüphe içindedirler, doğrusu onlar azabımı henüz tatmadılar. [43,31-32] 9 – O mutlak galip, her nimeti ve özellikle peygamberliği dilediğine ihsan eden Rabbinin rahmet hazineleri yoksa onların mı yanında? [4,53-55; 17,100] 10 – Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında olan varlıkların hakimiyet ve yönetimi onlara mı ait? Haydi, ellerinden geliyorsa sebep ve vasıtalarını temin etsinler de göğe çıksınlar âlemi oradan yönetsin, vahyi de isteklerine göre indirsinler! 11 – Bunu yapmaları şöyle dursun, onlar birtakım döküntü bölüklerden oluşup buracıkta bozguna uğratılacak bozuk bir ordu! İslâm’a karşı Arap yarımadasındaki başlıca grupların birleşik kuvvetler halinde birleşip Medineyi kuşatmalarına ve tarihe Ahzab birleşmiş gruplar harbi diye geçen savaşta onların perişan olacaklarını müjdelemektedir. [33,22] 12-13 – Onlardan önce Nûh, Âd toplumları ve ordular sahibi Firavun toplumu da Peygamberleri yalancı saydılar. Semûd ve Lût toplumları, Eykeliler de öyle yaptılar. İşte bunlar, peygamberlere karşı toplanan hiziplerdi. Zu’l-evtad Saray ve saltanat sahibi, ordular sahibi, yahut cezalandırdığı kimseleri kazıklara bağlayarak işkence yaptırması mânalarına gelebilir. “Yere kazık gibi çakılan ehramlar” sahibi anlamı da düşünülebilir. 14 – Bunların her biri peygamberlere yalancı demiş ve cezalarını haketmişlerdi. 15 – Onların kabirlerden dirilmeleri sadece bir tek çağrıya bakar. Ses yayılır yayılmaz hemen kalkarlar. 16 – Bir de o kâfirler alayla şöyle dediler “Ey bizim Rabbimiz, bizim azap payımızı hesap günü gelmeden çabuklaştır.” 17 – Onlar ne derlerse desinler sen sabret ve güçlü kuvvetli bir kulumuz olan Davud’u hatırla. Çünkü o daima Allah’a yönelirdi. Hz. Davud ın “ze’l-eyd” sıfatı bedenî kuvvet, askerî ve siyasî kuvvet, ahlâki kuvvet veya ibadet kuvveti yönlerinden düşünülebilir. 18-19 – Biz sabah akşam kendisiyle zikir ve ibadet etmeleri için dağları, toplu haldeki kuşları onun hizmetine vermiştik. Her biri onun âhengine katılır, beraber zikrederlerdi. [34,10] 20 – Biz onun hakimiyetini güçlendirdik, ona hikmet, nübüvvet, isabetli karar verme ve meramını güzelce ifade etme kabiliyeti verdik. 21-22 – O mahkemeleşen hasımların olayından haberin oldu mu? Onlar mabedin duvarına tırmanıp Davud’un yanına birden girince o, onlardan ürktü. Onlar da “Korkma! dediler, biz sadece birbirimize hakkı geçen iki dâvalıyız. Senden dileğimiz Aramızda adaletle hükmet, haktan uzaklaşma ve bize tam doğruyu göster.” {KM, II Samuel 11; Mezmurlar 2,7} 23 – “Benim şu din kardeşimin doksan dokuz koyunu var, benimse bir tek koyunum! Böyle iken “onu da bana bırak!” dedi ve çenesiyle beni bastırdı.” 24 – Dâvud “Doğrusu, senin tek koyununu, kendi koyunlarına katmak istemekle o sana haksızlık etmiştir. Zaten malda ortak olanların çoğu birbirlerine haksızlık ederler. Ancak gerçekten iman edip makbul ve güzel davranışlarda bulunanlar böyle yapmazlar onlar da o kadar azdır ki!” Davud kendisini imtihan ettiğimizi anladı, derhal Rabbinden mağfiret diledi, eğilip secdeye kapandı ve Allah’a yöneldi. 22. âyette bahsi geçen iki kişi, muhtemelen Davud suikast için gizlice duvardan tırmanıp atlayan kimselerdi. O’nun yanında başkaları bulunduğundan asıl maksatlarını gizleyip böyle bir sun’î mesele uydurdular Razî. Bazı müfessirlerin, İsrailiyattan alınan Urya kıssasını, hafifleterek nakletmeleri büyük çapta tenkid edilmiştir. Bu izahı, bazı müfessirler zorlamalı bulurlar. İbnu’l-Arabî Ahkâmu’l-Kur’ân’da şöyle der Davud bir şahsa, eşini boşaması halinde onunla evlenmek istediğini söylemişti. Şahsın kabul veya reddettiği bildirilmiyor. Böyle bir teklif o toplumda geçerli olmakla beraber, en uygun davranış biçimi olmadığından Allah Teâla onu böylece uyardı. 99 sayısı çokluktan kinayedir. Bu âyetin okunması ve dinlenilmesi halinde tilavet secdesi yapılması vaciptir. 25 – Biz de ondan bunu affettik. Muhakkak ki onun Bize yakınlığı ve güzel bir âkıbeti vardır. 26 – “Davud! Biz seni ülkede hükümdar yaptık, sen de insanlar arasında adaletle hükmet, keyfine uyma ki seni Allah yolundan saptırmasın. Allah yolundan sapanlar, hesap gününü unuttukları için, kendilerine şiddetli bir azap vardır. 27 – Biz göğü, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları gayesiz, boşuna yaratmadık. Bu sadece kâfirlerin bir zannı ve iddiasıdır. Artık o ateşten vay haline o kâfirlerin! 28 – Biz hiç, iman edip makbul ve güzel iş yapanlara, ülkede fesat çıkararak nizamı bozanlarla aynı muameleleri yapar mıyız? Yahut Allah’ı sayıp kötülüklerden sakınanları, yoldan çıkanlarla bir tutar mıyız? 29 – Biz sana hayrı, feyiz ve bereketi bol bir kitap indirdik ki insanlar onun âyetlerini iyice düşünsünler ve aklı yerinde olanlar ders ve ibret alsınlar. 30 – Bunları belirttikten sonra tekrar Davud’un kıssasına dönelim Davud’a evlat olarak Süleyman’ı ihsan ettik. Süleyman ne güzel kuldu! Hep Allah’a yönelirdi. [27,16] 31 – Hani bir gün ikindi vakti ona, durduğunda sakin, koştuğu zaman ise süratli safkan koşu atları gösterilmişti. 32-33 – Onlarla ilgilenip “Ben Rabbimi hatırlattıkları için güzel şeyleri severim.” dedi ve onlar gözden kayboluncaya dek onları seyredip durdu. Sonra “Onları tekrar bana getirin!” deyip bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı. Hz. Süleyman savaşta istifade etme ve daha başka gayelerle atların hazırlanmasını ve eğitimleri için koşturulmalarını emrederek, bazan bu işe bizzat nezaret ediyordu.” Ben bunları nefsimin haz duyması için değil, Allah’ın dinini güçlendirmek arzumdan dolayı seviyorum.” demişti. 34 – Biz Süleyman’ı denemeye tâbi tuttuk ve tahtının üzerine bir cesed bıraktık. Sonra o, Allah’a sığınıp tekrar tahtına döndü. Hz. Süleyman Mescid-i Aksayı yaptırdığı sırada, getirttiği sanatkârlar içinde, sanatların hilelerini bilen birtakım şeytanların kurdukları bir ihtilal yüzünden bir süre nüfuzunu kaybetmiş, yahud tahtından ayrı kalmış, böylece tahtında ya kendisi güçsüz bir cesed halinde hükümsüz kalmış, yahut tahtı da işgal edilip ona kırk gün kadar, heykel gibi birisi oturtulmuştu. Elmalılı M. Hamdi Yazır. Farklı diğer yorumlar içinde, biz bunu tercih ettik. Doğrusu, bu âyet, tefsiri en zor olan nadir yerlerdendir. Gerçeği her yönü ile yalnız Allah bilir. 35 – “Ya Rabbî, dedi, affet beni ve bana, benden sonra hiç kimseye nasib olmayacak bir hâkimiyet lutfet. Çünkü Sen, lütufları son derece bol olan vehhabsın!” 36 – Biz rüzgârı onun emrine verdik. Rüzgâr, onun emriyle istediği yere tatlı tatlı eserdi. 37-38 – Bina yapan, dalgıçlık yapan her şeytanı, bukağılarla bağlı olan başkalarını da onun hizmetine verdik. Bukağılarla bağlamaktan maksat, kötülük ve bozgunculuklara meydan verilmeyecek bir şekilde sıkı bir kontrol ve takip altına alınmış olmalarıdır. 39 – Buyurduk “Süleyman! İşte bu, sana ihsanımızdır. İster dağıt, ister yanında tut, bu hesapsızdır.” “Bu konuda yetki sana verilmiştir, yaptığından dolayı sana bir hesap sorulmayacaktır” mânasınadır. 40 – Muhakkak ki onun Bize yakınlığı ve güzel bir akıbeti vardır. Allah kibirlileri sevmez. Hata işleyen kimse, uyarıldıktan sonra yine de inat ve ısrarla günahında devam ederse, İblisin durumuna düşer. Hatasını kabul edip Rabbine yönelirse atası Hz. Âdemi örnek almış olur. Allah da Davud ve Süleyman gibi onu da bağışlar, hatta hiçbir kuluna vermediği yetki, servet ve saltanatı ona verir. 41 – Kulumuz Eyyûb’u da hatırla! Hani o Rabbine “Ya Rabbî, şeytan bana bir yorgunluk ve işkence dokundurdu.” diye yalvarmıştı. [65,3] 42 – Eyyûb’a “Ayağını yere vur! dedik, İşte sana kullanıp yıkanacağın ve içeceğin soğuk bir su!” 43 – Nezdimizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine bir ibret olmak üzere ona; ailesini, çevresini ve onların bir mislini lütfettik. 44 – Bir de ona “Eline bir demet sap al, onunla vur! Yemininden dönen durumuna düşme” dedik. Doğrusu Biz onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! O, gerçekten Allah’a yönelirdi. {KM, Eyub 2,8; 1,21-22} Denildiğine göre, Hz. Eyyub bir hadise dolayısıyla eşine yüz değnek vuracağına dair yemin etmişti. Böylece bir demet yaparak vurmakla yeminin yerine geleceği kendisine bildirilmişti Bu, belki de bu hususî durum ve benzeri durumlara mahsus bir fetvadır. Mesela eşi buna takat getiremezdi, yahut bu kadar ağır bir cezayı haketmemiş olabilirdi.. 45 – Ey Resûlüm Kuvvetli ve basiretli olan o zatları; kullarımız İbrâhim, İshak ve Yâkubu da an! 46 – Biz onları özellikle âhiret yurdunu düşünen ihlâslı kişiler kıldık. 47 – Üstelik onlar Bizim yanımızda seçkin ve hayırlı zatlardı. 48 – İsmâil’i, Elyasa ve Zülkifl’i de hatırla. Onların hepsi hayırlı insanlardı. [21,85; 6,86] Elyasa İlyas İsrailoğulları üzerine halifesi olup, sonra kendisine peygamberlik verilmiştir. Zülkifl hk. 21,85 âyetine bkz. Son cümle, peygamberlerin günahsız olduklarının delilidir. 49 – İşte bu bir zikirdir, bir hatırlatmadır. Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir âkıbet vardır. 50 – O güzel yer Kapıları yalnız kendilerine açılmış olan Adn cennetleridir. 51 – Onlar orada kanapelere dayanarak birçok meyveler ve içecekler isterler. [56,18] 52 – Onların beraberinde, gözleri kocalarından başkasını görmeyen yumuşak bakışlı, aynı yaşta güzeller vardır. 53 – Bu hesap günü için size vaad olunan şeyler bunlardır. 54 – Gerçekten bu, Bizim ihsan ettiğimiz bir nasiptir ki onun asla biteceği yoktur. [16,96; 11,108; 41,8; 13,35] 55-56 – İşte bu, mutlularadır. Ama azgınlara kötü bir âkıbet vardır ki o da girip yanacakları cehennemdir. Ne kötü bir yataktır o! 57 – Bu böyledir! İşte tatsınlar bakalım o kaynar suları ve irinleri! 58 – Bu böyledir! Daha bunlara benzer başka azaplar da vardır. 59 – İşte şunlar dünyada körü körüne maiyetinizde koşup giden gûruhtur! “Merhaba” olmasın, rahat yüzü görmesin o zalimler! Zira onlar cehenneme gireceklerdir. 60 – Tâbi olanlar onlara “Hayır, asıl size merhaba olmasın, rahat yüzü görmeyin sizler! Bu azabı bize getiren sizsiniz. O ne kötü yerdir!” 61 – Sonra hep birden dua edip derler ki “Ya Rabbena, kim bunları önümüze yığdı ise, Sen onun azabını kat kat artır!” [7,38] 62-63 – Azgınlar “Neden acaba dünyada kendilerini değersiz saydığımız birtakım adamları burada görmüyoruz? Aklımız sıra, onlarla alay ederdik! Yoksa gözlerimiz onlardan kaydı da onun için mi kendilerini göremiyoruz?” 64 – İşte bu, yani cehennemliklerin davalaşması kesin bir gerçektir. 65 – De ki “Ben sadece uyaran bir peygamberim. Şu kesin bir gerçektir ki tek hakim olan Allah’dan başka ilah yoktur. 66 – O göklerin, yerin ve ikisinin arasındaki varlıkların Rabbidir. Mutlak galiptir, çok mağfiret edendir. 67 – De ki “Bu Kur’ân pek mühim bir mesajdır. 68 – Ama siz ona sırtınızı dönüyorsunuz. 69 – Mele-i Âla sakinleri tartışırlarken kendi aralarında neler konuştuklarına dair bilgim yoktur. 70 – Şu var ki Bana sadece, açıkça uyarmak için gönderilen bir elçi olduğum vahyolunuyor.” 71 – Bir vakit Rabbin meleklere “Ben, dedi, çamurdan bir beşer yaratacağım. 72 – Onu iyice biçimlendirip ona Rûhumdan üfleyince hep birden, hürmet göstermek için ona secde ediniz.” 73 – Meleklerin hepsi secde ettiler. 74 – Lâkin İblis secde etmedi. O kibirlendi ve kâfirlerden oldu. 75 – Allah buyurdu “İblis! Benim ellerimle yarattığım mahlûkuma neden secde etmedin? Gururlandın mı, yoksa kendini çok yükseklerde mi görüyorsun? {KM, Mezmurlar 119,73} Kur’ân-ı Kerîm’de Allah Teâlaya yed el kelimesi bazan tekil olarak yedullah, 48,1 bazan çoğul olarak eydina 36,71, bazan da burada olduğu gibi tesniye olarak iki el, yedeyye izâfe edilir. Bunların her birinde Allah’ın şanına yaraşan bir mâna kasdedilmiştir. Bu durum, bir yönden de şuna delâlet eder Allah mutlaktır, beşer ifadesindeki kayıtlar onun vasıflarını ve icraatını anlatmaya yetmez. Birçok müfessire göre burada Allah Teâlanın bu tabiri kullanması, ihtimamla yaratmasından kinayedir. Yahut biri bedeni biçimlendirmeye, öbürü ruh üflenmesine işaret olmak üzere insanın ruh ve bedenini cemeden varlığını da hatıra getirebilir. 76 – İblis “Ben ondan üstünüm, çünkü beni ateşten, onu ise topraktan yarattın” dedi. 77-78 – Allah “Defol oradan! Sen artık kovulmuş birisin. Lânetim de, hesap gününe kadar senin üstündedir.” 79 – “Ya Rabbi, bana insanların dirileceği güne kadar mühlet verir misin?” dedi. 80 – Allah “Haydi sana mühlet verildi!” 81 – “Sen belirli bir vakte kadar izinlisin.” 82-83 – İblis “Öyle ise, senin izzetine yemin ederim ki ben de onların hepsini şaşırtacağım. Ancak Senin ihlasa erdirdiğin kullar bundan müstesnadır.” dedi. [17,62-65] 84-85 – Allah buyurdu “İşte bu doğru! Ben de şu hakikati söyleyeyim ki cehennemi, sen ve sana uyanlarla dolduracağım.” Bu sûre, bir bakıma, Kureyş önderlerinin “Kitap gönderilecek bir o mu kalmış!” iddialarına, 9-10. âyetlerdeki kısa cevaptan sonra verilen uzun bir cevap olup özetle şöyledir “Muhammed’i elçi seçmeme itiraz eden sizler, Âdemi kabul etmeyen İblis durumundasınız.” 86 – De ki Ben de irşad ve risalet hizmetinden dolayı sizden bir ücret istemiyorum ve ben size kendiliğinden bir iddia içinde bulunan biri de değilim!” [32,13; 17,63] 87 – Bu Kur’ân, ancak bütün milletler için bir derstir. 88 – Onun verdiği haberin doğruluğunu bir süre sonra siz de pek iyi öğrenirsiniz. [6,19; 11,17] 38. SAD SURESİ Bismillahirrahmanirrahim 1. Sad vel kur’ani ziz zikr 2. Belillezıne keferu fı ızzetiv ve şikkak 3. Kem ehlekna min kablihim min karnin fe nadev ve late hıyne mens 4. Ve cabu en caehüm münzirun minhüm ve kalel kafirune haza sahırun kezzab 5. E cealel alihete ilahev vahıda inne haza le şey’üy ucab 6. Ventalekal melaü minhüm enimşu vasbiru ala alihetiküm inne haza le şey’üy yürad 7. Ma semı’na bihaza fil milletil ahırah in haza illahtilak 8. E ünzile aliyhiz zikru mim beynina bel hüm fı şekkim min zikrı bel lemma yezuku azab 9. Em ındehüm hazinü rahmeti rabbikel azızil vehhab 10. Em lehüm mülküs semavati vel erdı ve ma beynehüma feyerteku fil esbab 11. Cündüm ma hünalike menzumüm minel ahzab 12. Kezzebet kablehüm kavmü nuhıv ve adüv ve fir’avnü zül evtad 13. Ve semudü ve kavmü lutıv ve ashabül eykeh ülaikel ahzab 14. İn küllün illa kezzeber rusüle fe hakka ıkab 15. Ve ma yenzuru haülai illa sayhatev vahıdetem ma leha min fevak 16. Ve kalu rabbena accil lena kıttana kable yevmil hısab 17. Isbir ala ma yekulune veskür abdena davude zel eyd innehu evvab 18. İnna sehharnel cibale meahu yüsebbıhne bil aşiyyi vel işrak 19. Vettayra mahşurah küllül lehu evvab 20. Ve şededna mülehu ve ateynahül hıkmete ve faslel hıtab 21. Ve hel etake nebeül hasm iz tesevverul mıhrab 22. İz dehalu ala davude fe fezia minhüm kalu la tehaf hasmani beğa ba’duna ala ba’dın fahküm beynena bil hakkı ve la tüştıt vehdina ila sevais sırat 23. İnne haza ehıy lehu tis’uv ve tis’une na’cetev ve liye na’cetüv vahıdetün fe kale ekfilnıha ve azzenı fil hıtab 24. Kale le kad zalemeke bi süali na’cetike ila niacih ve inne kesıram minel huletai le yebğıy ba’duhüm ala ba’dın ilellezıne amenu ve amilüs salihati ve kalılüm ma hüm ve zanne davudü ennema fetennahü festağfera rabbehü ve harra rakiav ve enab 25. Fe ğaferna lehu zalik ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 26. Ya davudü inna cealnake hhalıfeten fil erdı fahküm beynen nasi bil hakkı ve la tettebiıl heva fe yüdılleke an sebılillah innellezıne yedıllune an sebılillahi lehüm azabün şedıdüm bima nesu yevmel hısab 24. Ayet secde ayetidir. 27. Ve ma halaknes semae vel erda ve ma beynehüma batıla zalike zannüllezıne keferu fe veylül lillezine keferu minen nar 28. Em nec’alüllezıne amenu ve amilus salihati kel müfsidıne fil erdı em nec’alül müttekıyne kel füccar 29. Kitabün enzelnahü ileyke mübarakül li yeddebberu ayatihı ve li yetezekkera ülül elbab 30. Ve vehebna li davude süleyman nı’mel abdinnehu evvab 31. İz urida aleyhi bil aşiyyis safinatül ciyad 32. Fe kale innı ahbebtü hubbel hayri an zikri rabbı hatta tevarat bil hıcab 33. Rudduha aleyy fe tafika mesham bis sukı vel a’nak 34. Ve le kad fetenna süleymane ve elkayna ala kürsiyyihı ceseden sümme enab 35. Kale rabbığfir lı veheb li mülkel la yembeğıy li ehadim mim ba’di inneke entel vehhab 36. Fe sehharna lehür rıha tecrı bi emrihı ruhaen haysü esab 37. Veş şeyatıyne küllü bennaiv ve ğavvas 38. Ve aharıne mükarranıne fil asfad 39. Haza ataüna femnün ev emsik bi ğayri hısab 40. Ve inne lehu ındena le zülfa ve husne meab 41. Vezkür abdena eyyub iz nada rabbehu ennı messeniyeş şeytanü bi nusbiv ve azab 42. Ürkud bi riclik haza muğteselüm baridüv ve şerab 43. Ve vehebna lehu ehlehu ve mislehüm meahüm rahmetem minna ve zikra li ülil elbab 44. Ve huz biyedike dığsen fadrib bihu ve la tahnes inna vecednahü sabira nı’ mel abd innehu evvab 45. Vezkür ıbadena ibrahıme ve ishaka ve ya’kube ülil eydı ve ebsar 46. İnna ahlasnahüm bi halisatin zikrad dar 47. Ve innehüm ındena le minel müstefeynel ahyar 48. Vezkür ismaıyle vel yesea ve zel kifl ve küllüm minel ahyar 49. Haza zikr ve inne lil müttekıyne le husne meab 50. Cennati adnim müfettehatel lehümül ebvab 51. Müttekiıne fıha yed’une fıha bi fakihetin kesırativ ve şerab 52. Ve ındehüm kasıratüt türfi etrab 53. Haza ma tuadune li yevmil hısab 54. İnne haza le rizkuna ma lehu min nefad 55. Haza ve inne lit tağıyne le şerra meab 56. Cehennem yaslevneha fe bi’sel mihad 57. Haza fel yezukuhu hamımüv ve ğassak 58. Ve aharu min şeklihı ezvac 59. Haza fevcüm muktehımüm meaküm la merhabem bihim innehüm salün nar 60. Kalu bel entüm la merhabem biküm entüm kaddemtümuhü lena fe bi’sel karar 61. Kalu rabbena men kaddeme lena haza fezidhü azaben dı’fen fin nar 62. Ve kalu ma lena la nera ricalen künna neuddühüm minel eşrar 63. Ettehaznahüm sıhriyyen em zağat anhümül ebsar 64. İnne zalike le hakkun tehasumü ehlin nar 65. Kul innema ene münziruv ve ma min ilahin illellahül vahıdül kahhar 66. Rabbüs semavati vel erdı ve ma beynehümel azızül ğaffar 67. Kul hüve nebün azıym 68. Entüm anhü mu’ridun 69. Ma kane liye min ılmin bil meleil a’la iz yahtesımun 70. İy yuha ileyye illa ennema ene nezırum mübın 71. İz kale rabbüke lil melaiketi innı halikum beşeram min tıyn 72. Fe iza sevveytühu ve nefahtü fıhi mir ruhıy fekau lehu sacidın 73. Fe secedel melaiketü küllühüm ecmeun 74. İlla iblıs istekbera ve kane minel kafirın 75. Kale ya iblısü ma meneake en tescüde li ma halaktü bi yedeyy estekberte em künte minel alın 76. Kale ene hayrum minh halaktenı min nariv ve halaktehu min tıyn 77. Kale fahruc minha fe inneke racım 78. Ve inne aleyke la’netı ila yevmid dın 79. Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yüb’asun 80. Kale fe inneke minel münzarın 81. İla yevmil vaktil ma’mum 82. Kale fe bi ızzetike le uğviyennehüm ecmeıyn 83. İlla ıbadeke minhümül muhlesıyn 84. Kale fel hakku vel hakka ekul 85. Le emleenne cehenneme minke ve mimmen tebiake minhüm ecmeıyn 86. Kul ma es’elüküm aleyhi min ecriv ve ma enen minel mütekellifın 87. İn hüve illa zikrul lil alemın 88. Ve le ta’lemünne nebeehu ba’de hıyn

inne haza le rizkuna ma lehu min nefad