🐐 Inne Meıye Rabbi Seyehdin Faziletleri
Peygamber efendimizin, cinlerin zararlarından Müslümanları korumak için Hazret-i Ali’ye yazdırdığı bir mektuptur. Üzerinde taşıyana ve evinde bulundurana o mahluklar zarar veremez. Eshab-ı kiramdan Ebu Dücane hazretleri anlatır: Yatıyordum. Değirmen sesi gibi ve ağaç yapraklarının sesi gibi, ses duydum ve şimşek gibi
5 Yâ Latıyf ism-i şerifi celb-i menfaatte ve def-i mazarratta kibrit-i ahmerdir. Sabah ve akşam 1000er kere okumaya devam eden kimse kısa zamanda arzusuna nail olur. Bolluğa kavuşur. Her gün devamlı surette muaveneti ilâhiyyeye mazhar olur. bu ism-i şerife müdavemet edenlerin karşılaşacakları iyilikler, saadetler anlatılamaz
37 O, göklerin ve yerin ve arasindakilerin rabbi olan Rahman’dir!.. O, varligi katinda kimsenin konusamiyacagidir. 38. Ruh ve meleklerin saf saf duracagi o günde, Allâh’in izni olmadan hiç kimse konusamaz. İzin alabilense gerçegi dile getirir. 39. Bu hak olan ve kesinlikle gelecek olan gündür. Dileyen rabbine erdirecek yolu edinir. 40.
Nebe suresini öğreniniz. Eğer bu surede bulunan faziletleri bilseydiniz, meşgul olduğunuz işlerinizi bırakırdığınız da, sadece bununla meşgul olurdunuz. Ve bununla Allah’a (manen) yaklaşırdınız. Allah da şirk günahı dışında kalan günahlarınızı affeder, bağışlardı. Amme suresini öğrenin (ezberleyin).
İnne meıye Rabbi, seyehdin! hâkikât şem'inde bir pervâne.. Pinned Post
İnnemaiye Rabbî seyehdîn. Düzenle. İnne meıye Rabbi, seyehdin!”. ان معي ربي سيهدين. Bu Ayet-i Celile’yi dağlara taşlara haykırmak, her gördüğüm yere yazmak istiyorum BÜYÜK HARFLERLE.. "İNNE MEIYE RABBİ, SEYEHDİN..!”. Belki bir çoğumuz ilk defa işittik, Rabbimizin bize böyle bir vahiy indirdiğini
SekineDuası ise alimlerin aktardıklarına nazaran her Müslüman’ın okuması gereken bir dua olup, okuyan kişinin dileklerinin kabul tez vakitte kabul edildiği aktarılır. Her gün Sekine Duası okumanın faziletleri şöyledir: – Sekine duasını okuyan kişinin konutundan bolluk ve rahmet eksik olmaz. – Bilerek ya da bilmeyerek
İnne rabbi ledifun lima yeşa'u innehu huvel alimul hakim" 5 vakit namazın ardından 129 kez okunur İkinci Okunuş:"İnne rabbi ledifun lima yeşa'u " bu ayetle okunan sırlı ayeti bilen var mı? Birinci Okunuş: Ayeti kerimeyi taşıyabileceğine inandığınız herkese öğretebilirsiniz: Beş vakit namazın ardından 129 kere:
Besmeleninfaziletleri ile devam ediyorum değerli lahutiye.com üyesi kardeşlerimiz. Besmele-i şerifi bir kağıt üzerine 110 defa yazdıktan sonra çocuğu yaşamayan kadın bunu üzerinde taşırsa, Allah Teala nın izniyle çocuğu yaşar. Çocuğu olmayan kadın, hayızdan sonra temizlenip bu yazılıyı
Yusuf Süresinin Faziletleri (En etkili dualar) 129 aded (inne rabbi latuyfun lima yeşau innehu huvel alimul hakim (yusuf 100) 129 aded (Yâ Latıyfu
Budua ile 7 kere okunur. Bismillahirrahmanirrahim. Tahassantu bizil mülki vel melekut. ve aksemtü zil izzeti vel ceberut. ve tevekkeltü alel hayyil kayyumil halimillezi la yenamu ve la yemut. dehaltu fi hifzillahi. dehaltü fi emanillahi. dehaltü fi hirzillahi. bi hakkı kef he ye ayın sad küfiytü.
İnne salâtî ve nüsükî ve mehyâye ve memâtî lillâhi rabbi’l alemîn. Lâ şerîke leh ve bizâlike ümirtü ve ene minel müslimîn. VECCEHTÜ DUASI ANLAMI. Ben hanîf ve müslüman olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim. Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve
w4gfX. ESMÂULLÂHİ'L-HÜSNÂ HAVÂSSI OTUZ BİRİNCİ İSM-İ ŞERİF اَللَّطِيفُ "el-Latîf" el-Latîf, Yüce Rabbimizin "Faydalı olan şeyleri mahlukata güzellik ve incelikle ulaştırarak lütuf ve ihsan eden; işlerin en ince ve gizli yönlerini bilen; kullarını iyiliklere ulaştıran; lütufla muamele eden; ince işleri, sırları, her şeyin detayını bilen" manalarına gelen ism-i şerifidir. BU İSM-İ ŞERÎFİN HAVÂSSI 1. Bu ism-i şerifi çok zikreden kimse hüzün ve sıkıntılardan korunur. 2. Her kim bu ism-i şerifi yüz ya da yüz otuz üç defa zikrederse sıkıntısından kurtulup felaha eriş. 3. Her hangi bir şeyden korkan bir kimse bu ism-i şerifi "el-Latîf" اَللَّطِيفُ şeklinde yüz altmış kere zikredip ardından da, لَا تُدْرِكُهُ الْاَبْصَارُۘ وَهُوَ يُدْرِكُ الْاَبْصَارَۚ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ ﴿١٠٣﴾ "Gözler O'nu kuşatıcı şekilde görerek idrak edemez. O ise tüm gözleri ilmiyle kuşatır şekilde idrak eder. Gözlerin kavrayıcı şekilde görmesine mani bir letafete sahip olan Latîf de, bütün işlerin kapalı ve açık tüm yönlerinden hakkıyla haberdar olan Habîr de ancak O'dur!" En'âm Suresi103 ayet-i kerimesini on kere okursa korktuğu şeyden emin olur. 4. Her kim bu ism-i şerifi "el-Latîf" اَللَّطِيفُ şeklinde yüz altmış kere okuyup ardından da, اَللهُ لَطِيفٌ بِعِبَادِهِ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْقَوِيُّ الْعَزِيزُ۟ ﴿١٩﴾ "Allâh, kullarına iki cihanda yarayacak şeylerin tüm ayrıntılarını ve inceliklerini çok iyi bilen ve kendilerini bu maslahatlarına en kolay yoldan ulaştıran bir Latîf'tir, bu lütfun bir tezahürü olarak, onların hak edip etmemelerine bakmaksızın dilediğini istediği şekilde rızıklandırır ama herkese istediğini değil de, Kendi hikmeti gereği ona uygun olan bir lütufta bulunur. Her şeye hakkıyla gücü yeten ve istediği hiçbir şey engellenemeyen Kaviyy de, Azîz de ancak O'dur"Şûrâ Suresi19 ayet-i kerimesini on kere okursa bol rızıklara nail olur. 5. Her kim bu ism-i şerifi "el-Latîf" اَللَّطِيفُ şeklinde yüz altmış kere okuyup ardından da, اَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَۜ وَهُوَ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ۟ ﴿١٤﴾ "Her şeyi yaratmış olan Zat gizliyi de, açık gibi bilmez mi?! Varlıkların en ince yönlerini hakkıyla bilen Latîf de, bütün varlıklarından haberdar olan Habîr de ancak O'dur!" Mülk Suresi14 ayet-i kerimesini on kere okursa birçok sırlı ilimlere kavuşur. 6. Her kim şifa niyetiyle bu ism-i şerifi "el-Latîf" اَللَّطِيفُ şeklinde yüz altmış kere okuyup ardından da aşağıdaki ayet-i kerimeleri okursa Allâh-u Te'âlâ'nın izniyle şifayab olur. Bu ayet-i kerimeler de şunlardır اَلَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهْدِينِۙ ﴿٧٨﴾ وَالَّذِي هُوَ يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِۙ ﴿٧٩﴾ وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِۖ ﴿٨٠﴾ وَالَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحْيِينِۙ ﴿٨١﴾ وَالَّذِي اَطْمَعُ اَنْ يَغْفِرَ لِي خَطِيـَٔتِي يَوْمَ الدِّينِۜ ﴿٨٢﴾ رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَاَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَۙ ﴿٨٣﴾ وَاجْعَلْ لِي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْاٰخِرِينَۙ ﴿٨٤﴾ وَاجْعَلْنِي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيمِۙ ﴿٨٥﴾ "O Zat ki; beni yaratmıştır, artık O beni de din ve dünya menfaatlerine hidayet etmektedir. Öyle bir Zat ki; beni yediren de, beni içiren de sadece O'dur. Hastalandığım zaman O bana şifa sıhhat ve afiyet vermektedir. Öyle Zat ki; beni dünyada öldürecektir, sonra beni ahirette diriltecektir. O Zat ki; evla olanı terk etme gibi yapabileceğim herhangi bir hatamı ceza günü benim için bağışlayacağını ummaktayım! Ey Rabbim! Bana ilim ve amelde kemal kazandıracak yüce bir hüküm bağışla ve beni salihler zümresine kat! Sonraki ümmetler arasında benim için övgülerde bulunacak dosdoğru bir dil de yarat. Beni nimetlerle dolu cennetin mirasçılarından kıl." Şu'arâ Suresi78-85 7. Her kim aşağıdaki ayet-i kerimeyi her gün dokuz kere okursa Allâh-u Te'âlâ bütün işlerinde o kişiye lütufkar davranır. اَللهُ لَطِيفٌ بِعِبَادِهِ يَرْزُقُ مَنْ يَشَٓاءُۚ وَهُوَ الْقَوِيُّ الْعَزِيزُ۟ ﴿١٩﴾ "Allâh, kullarına iki cihanda yarayacak şeylerin tüm ayrıntılarını ve inceliklerini çok iyi bilen ve kendilerini bu maslahatlarına en kolay yoldan ulaştıran bir Latîf'tir. Bu lütfun bir tezahürü olarak, onların hak edip etmemelerine bakmaksızın dilediğini istediği şekilde rızıklandırır ama herkese istediğini değil de, Kendi hikmeti gereği ona uygun olan bir lütufta bulunur. Her şeye hakkıyla gücü yeten ve istediği hiçbir şey engellenemeyen Kaviyy de, Azîz de ancak O'dur." Şûrâ Suresi19 8. Bu şanı yüce olan ism-i şerif esma-i hüsna içerisinde Lafzatullah'tan Allâh ism-i şerifinden sonra havassı ve keskin tesirleri en çok olan ism-i şeriftir. Her kim her gün beş vakit namazı müteakip yüz yirmi dokuz diğer bir rivayette yüz altmış defa "Yâ Latîf" يَا لَطِيفُ diyerek işlerini Allâh-u Te'âlâ Hazretleri'ne ısmarlarsa bütün işlerinde muvaffak olur, hiçbir şekilde sıkıntıya düşmez, her türlü afet ve beladan da korunmuş olur. Yine bu şekilde hapisten kurtulmak için beş vakit namazdan sonra yüz yirmi dokuz kere okunur. 9. Bir işinde sıkıntıya düşüp ümitsizliğe kapılan ve ne yapacağını bilemeyen bir kimse, güzel bir itikat ile temiz bir yerde oturup onaltıbin altıyüzkırk bir kere "Yâ Latîf" يَا لَطِيفُ ism-i celilini okur bunun peşine de bu ism-i şerifin aşağıda yazılı olan azimet-i mübarekesi ile dua ederek Cenâb-ı Hakk'a işlerini ısmarlarsa Allâh-u Te'âlâ sıkıntısını izale eder. بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ، اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ يَا لَطِيفُ بِعِبَادِهِ يَا اَللهُ يَا اَللهُ يَا اَللهُ، يَا حَنَّانُ يَا مَنَّانُ يَا لَطِيفُ لَطِيفُ لَطِيفُ، يَا ذَا الْجَلَالِ وَ الْإِكْرَامِ يَا لَطِيفُ يَا رَبَّاهُ يَا رَبَّاهُ يَا رَبَّاهُ، سُبْحَانَكَ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ وَ لَا إِلَهَ غَيْرُكَ وَ لَا مَعْبُودَ سِوَاكَ يَا لَطِيفُ، اَللَّهُمَّ أَنْتَ الْحَقُّ الْحَقِيقُ يَا لَطِيفُ يَا اَللهُ يَا اَللهُ يَا اَللهُ، يَا مَنْ لَا يَتَّخِذُ صَاحِبَةً وَ لَا وَلَدًا وَ لَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ يَا لَطِيفُ يَا بَدِيعَ السَّمَاوَاتِ وَ الْأَرْضِ يَا لَطِيفُ يَا مَجِيدُ يَا اَللهُ أَجِبْ يَا لَطِيفُ اُلْطُفْ يَا لَطِيفُ اُلْطُفْ يَا لَطِيفُ اُلْطُفْ، أَنْتَ الْحَاضِرُ لَمْ تَغِبْ يَا لَطِيفُ يَا رَبَّاهُ يَا رَبَّاهُ يَا رَبَّاهُ، أَنْتَ الْحَاكِمُ لَا يُحْكَمُ عَلَيْكَ حَاكِمٌ يَا لَطِيفُ يَا اَللهُ يَا اَللهُ يَا اَللهُ، أَنْتَ السُّلْطَانُ الْقَوِيُّ لَمْ يَقْوَ عَلَيْكَ قَوِيٌّ يَا لَطِيفُ يَا مَنْ هُوَ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ اِسْتَجِبْ دُعَائِي بِأَلْفِ لَا حَوْلَ وَ لَا قُوَّةَ إلَّا بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ كٓهٰيٰعٓصٓ حٰمٓ عٓسٓقٓ أَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ الْعَظِيمِ الْأَعْظَمِ الَّذِي اخْتَصَّ بِهِ الْأَخِصَّاءُ مِنْ خَلْقِكَ أَنْ تَقْضِيَ حَاجَتِي يَا رَبَّ الْعَالَمِينَ، آمِينَ "Rahmân ve Rahîm olan Allâh'ın adıyla! Ey Allâh! Ey kullarına lütufkar davranan! Ey Allâh! Ey Allâh! Ey Allâh! Ey Hannân! Ey Mennân! Ey Latîf! Ey Latîf! Ey Latîf! Ey celal ve ikram sahibi! Ey Latîf! Ey Rabbim! Ey Rabbim! Ey Rabbim! Seni tenzih ederim İlah ancak Sensin. Senden başka hiçbir İlah yoktur. Senden gayrı tapılacak yoktur. Ey Latîf! Ey Allâh! Gerçek varlık ancak Sensin. Ey Latîf! Ey Allâh! Ey Allâh! Ey Allâh! Ey eşten, çocuktan ve denkten münezzeh olan! Ey Latîf! Ey göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısı! Ey Latîf! Ey Mecîd! Ey Allâh duama icabet buyur! Ey Latîf! Lütfet. Ey Latîf! Lütfet. Ey Latîf! Lütfet. Sen hiç kaybolmayan hazırsın. Ey Latîf! Ey Rabbim! Ey Rabbim! Ey Rabbim! Sen öyle bir Hakîmsin ki kimse Senin hakkında hüküm veremez. Ey Latîf! Ey Allâh! Ey Allâh! Ey Allâh! Sen öyle kuvvet sahibi bir Sultansın ki hiçbir güç sahibinin Sana gücü yetmez. Ey Latîf! Ey her an bir şanda olan Zat! Bin tane 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-'aliyyi'l-'azîm' hürmetine duamı kabul eyle. Senden başka hiçbir İlah yoktur. Sen Melik ve Kuddûs'sün. Kâf! Hâ! Yâ! 'Ayn! Sâd! Hâ! Mîm! 'Ayn! Sîn! Kâf! En seçkin kullarının kendisiyle ihtisas ettiği büyük, en büyük ismin hürmetine Senden hacetimi yerine getirmeni Rabbe'l-'âlemîn! Âmîn!" 10. Geçinmek hususunda sıkıntı çeken, rızkı az ve kısmeti bağlı olan bir kimse "Yâ Latîf" يَا لَطِيفُ ism-i şerifini cuma gecesi perşembeyi cumaya bağlayan gece sabaha karşı kıbleye karşı oturup onaltıbin altıyüzkırkbir kere okur ve bundan sonra rızık genişliği için Allâh-u Te'âlâ'ya dua ederse duası kabu olur ve rızık hususunda rahatlığa kavuşur. 11. Meşru ve hayırlı olan her hangi bir maksat ve muradına nail olmak niyetiyle Allâh-u Te'âlâ'ya manen tam bir yöneliş ve temiz bir itikat ile bu ism-i şerifi sabaha karşı onaltıbin altıyüzkırkbir kere "Yâ Latîf" يَا لَطِيفُ şeklinde okuyup ardından da yüz kere Rasûlullâh ﷺ'e salat okuyarak Allâh-u Te'âlâ'dan bir istekte bulunan kişi inşâallah muradına kavuşur. 12. Bir afet ve belaya müptela olan özellikle de haksız yere hapsedilmiş bulunan veya esir olan kimsenin kurtulması, hürriyet ve selamete kavuşması maksadıyla bu halde olan kişi tarafından ya da ona niyetle başkası tarafından sünnetlerine riayet edilerek abdest alınıp iki rekat namaz kılınır. Şöyle ki ilk rekatta Fâtiha'dan sonra yedi defa İnşirah Elem Neşrah Leke Suresi, ikinci rekatta ise Fâtiha'dan sonra Felak ve Nas sureleri okunur. Selam verdikten sonra kıbleye yönelerek ihlas ve tam bir itikat ile onaltıbin altıyüzkırkbir kere "Yâ Latîf" يَا لَطِيفُ ism-i şerifini okuyarak isteğini Allâh-u Te'âlâ'ya arz ederse biiznillâhi Te'âlâ muradına nail olur. 13. Bu ism-i şerifi sık sık zikreden kişi Allâh-u Te'âlâ'nın korumasında olup, insanlar nazarında da saygıdeğer bir kişiliğe sahip olur. 14. Bu ism-i şerifin aşağıda yazılı olan duası gam ve kederi, ferah ve sürura çevirme ayrıca şiddet ve sıkıntıları izale etme hususlarında pek büyük bir tesiri vardır. Bu duayı her gün okuyan kimse sıkıntıya, belaya, şiddet ve darlığa düşmez. Sıkıntılı bir yerde bulunup da oradan kurtulmak için ne yapacağını bilemeyen bir kimse bunu okursa o yerden kurtulur, sıkıntılı her işi kolaylaşır ve fakirse zenginleşir. Dua şöylecedir "Rahmân ve Rahîm olan Allâh'ın adıyla! Ey Latîf! Sen ki kullarına lütufkar davranırsın, onları türlü türlü nimetlere ulaştırırsın, manevi perdeli olanlara rıfk esirgeme ile muamelede bulunarak onları belaların şiddetlerinden çıkarırsın. Sana sığınanlara umumi rahmetinle merhamet eder, onları karanlıklardan nurlara çıkarırsın, tüm işlerin gizli ve ince yönlerini bilirsin, lütfunla kullarına türlü türlü iyilikler ve hakikatler hakkında keşifler ihsan edersin. Ey Allâh! Ben Senden Latîf olan lütfunla, dolup taşan fazlınla, cömertlik denizinin incisiyle, asker ve ordularının saltanatının kuvvetiyle beni sözlerimde ve işlerimde nazif, şu anda ve gelecekte rıfk merhamet sahibi biri yapmanı niyaz ederim. Sen bana lütfunun bereketinden büyük bir pay nasip eyle, lütfunun eserlerini kabul edebilmem için bana yardım eyle, fazlından bana belirgin şekilde bir pay ihsan eyle ve beni Kendi yönetiminle teyid eyle ki cömertlik denizinden bol feyizlere nail olabileyim. Şüphesiz ki ancak Sen gerçek esirgeyen ve acıyansın. Ey Latîf! Bana gizli lütfunla yetiş. Âmîn!" [Yûsuf ibni İbrâhîm, Kazâu'l-hâcât, sh32-33; eş-Şeyh Mâu'l-'ayneyn, Fâtiku'r-ratk alâ Râtikı'l-fetk, sh326-327; İmâm-ı Zerrûk, Şerhu Esmâillâhi'l-hüsnâ, sh59-60; Muhammed Şebrâvî, Fevâidü'l 'ızzi'l-esnâ fî şerhi esmâillâhi'l-hüsnâ, sh39-40; Yûsuf en-Nebhânî, Se'âdetü'd-dâreyn, sh508-509; Seyyid Süleyemân el-Hüseynî, Kenzü'l-havâs, sh1/87-96; Seyyid Süleymân el-Hüseynî, Kenzü'l-esrâr fi'l-havâssı ve'l-ezkâr, sh111-120]Alıntı Kaynak Cübbeli Ahmet Hoca EfendiKaynak
İslamic Human Rights Commission IHRC, tarafından düzenlenen Against Zionizm;Jevish persprctive’ adlı konferansta konuşan Yahudi din adamları siyonizme karşı üniversitesine bağlı SOAS salonlarında yapılan konferansa ABD, Kanada ve İngiltere’den katılan Rabbi Weiss, Rabbi Cohen ve prof. Yakov Rabkin, siyonizmin, Yahudilik ile karıştırıldığını, oysa Yahudi dininin ,bugün İsrail devleti’nin temellerini oluşturan siyonist apartheid’ devletine temelden karşı olduğunu söylediler. İHRC tarafından düzenlene konferansa katılan Dünya’nın değişik ülkelerinden katılan din ve bilim adamları Uri davis, Les Levidov, Stanley Cohen, John Rose ve Michael Warsanski İsrail devletinin Filistinde Arap toprakları üzerinde sömürgeci ve ırkçı bir politika izlediğini ve katliam suçu işlediğini carta Konferansa katılan Neturei Carta’ adlı siyonizm karşıtı Yahudi örgütün uluslararası sözcüsü Rabbi Weiss, konuşmasında tevrat’tan yaptığı alıntılarla siyonizmin Yahudi dininin esaslarına ters düşen, politic identity’ olduğunu kaydetti. Ailesi Austchwitz’ toplama kampında Naziler tarafından katledilen Rabbi Weiss, anti- siyonizm ve anti-semitizm arasındaki farkları belirterek, Anti- semitizm 2000 yıldanberi yaşıyor ama anti-siyonizm İsrail’in Arap topraklarını işgal etmesiyle birlikte başladı.’ dedi Rabbi Weiss’in sözcülüğünü yaptığı neturei carta’ adlı örgüt uluslararası planda Siyonizme karşı çıkan Ortodoks Yahudilerinin organizasyonu olarak biliniyor. Özellikle Londra’da Hackney bölgesinde etkin olan neturei carta’ örgütü temsilcileri, İsrail karşıtı gösteriler düzenliyor ve bölgede açtığı bazı dinsel okullarda savaş ve siyonizm karşıtı bir eğitim yürütüyor. 2 Haziran Pazar günü İHRC konferansında konuşan Rabbi Weiss geçen yıl Amerika’da siyonist yahudiler tarafından saldırıya uğradı ve konuşmaları engellenmeye çalışıldı. ABD’de Yahudilerin % 75i Bush’a karşı oy kullandı’Konferansa Kanada’dan katılan prof. Yakov Rabkin ise, ABD ve kanada’da yaşayan yahudilerin çoğunluğunun siyonizm politikasına ve Filistinde sürdürülen işgal hareketine karşı olduklarını Rabkin Amerika’da yaşayan yahudilerin ve müslümanların her ikisinin de % 75 inin George Bush’a karşı oy kullandıklarını ancak Bush yönetimine yakın güçlü yahudi lobi gurupları ve silah fabrikatörlerinin desteğini alan Bush’un hala yönetimde kalabildiğini söyledi.Hz. İsa nın ikinci gelişi öncesi İsrail’Konuşmacılardan prof. Rabkin, Amerikada İsrail yanlısı think thank’ların poropagandalarını Tevrat'ta yer aldığını iddia ettikleri İsa'nın ikinci kez gelişinden önce Filistin'in İsrail toprağı olması gerektiği’ tezine dayandırdıklarını ve din adamlarını bu yönde seferber ettiklerini söyledi. Jewish opposition to zionizm’ adlı kitabı ile büyük ilgi gören Yakov Rabkin Montreal üniversitesinde öğretim Avrupa Gazetesi.
Ben geceleri açtım defteri serdim günahları affet ya Rabbi Ben gecelerde günah defterde arada perde kaldır ya Rabbi **** Gönderdin Habibi hem o tabibi bize nasibi ettin ya Rabbi Aşkını düşür yakıp da pişir diller alıştır nüzul et ya Rabbi **** Seni seveni döşün döveni dili dualı durdur ya Rabbi Kulun günahkâr yakacak konar zebaniler de var yakma ya Rabbi **** Elim pek boştur aşkım pek hoştur doğruya koştur ne olur ya Rabbi Cemalin göster bu âciz ister günahı beter affet ya Rabbi **** Bu gidişle benim halim nolacak sızlayan yaramı kimler saracak Yüzüm kara kalbim yâre sultanım ağlayarak sana geldim Allahım Medet ya Erhamerrahimin Cemalin göster bu âciz ister günahı beter affet ya Rabbi © 2003-2022 Her Hakkı Saklıdır.
İslam dininin ilk dönemlerinde Müslümanlar sade bir hayat yaşıyorlardı. Toplumsal hayatta çok fazla sorun ve karmaşık durum yoktu. İbadetlerle veya sosyal hayatla ilgili olarak sahabeler merak ettikleri, öğrenmek istedikleri veya çözüm bulamadıkları konuları Peygamberimize danışıyorlar ve O’ndan öğrendikleri bilgileri tereddütsüz kabul ediyorlardı. Yani İslam’ın ilk yıllarında fıkhi konularda farklı mezhepler yoktu. Fıkhî Mezhepler Nasıl Ortaya Çıktı » Zaman içinde fetihler yoluyla İslam dini farklı coğrafyalara yayıldı. » Farklı milletlere ve kültürlere mensup birçok insan Müslüman oldu. » Sonuçta sosyal hayat gelişti ve insanların sayısı arttı. Peygamberimizin zamanında olmayan sorunlarla karşılaşıldı. » Müslümanlar karşılaştıkları sorunlara İslam dininin bakışını öğrenmek amacıyla müctehidlerden İslam alimi-mezhep kurucusu görüş istediler. » Müctehidler kendilerine iletilen soru ve sorunlara, Kur’an ve sünnetten yola çıkarak çözümler ürettiler, fetvalar verdiler. » Bu görüşler ve fetvalar zamanla sistemli hale gelerek fıkhi mezhepler ortaya çıktı. » Ayrıca fetihler yoluyla yeni İslam’a giren toplulukların kültürleri, hatta yaşadıkları bölgelerin iklimleri de fıkhi mezheplerin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Fıkhî Mezhepler Hanefî Mezhebi İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin ictihadları görüş ve düşünceleri çerçevesinde oluşan fıkhi mezhep. Şafii Mezhebi Muhammed bin İdris eş-Şafii’nin ictihadları görüş ve düşünceleri çerçevesinde oluşan fıkhi mezhep. Malikî mezhebi Malik bin Enes’in ictihadları görüş ve düşünceleri çerçevesinde oluşan fıkhi mezhep. Hanbelî mezhebi Ahmed bin Hanbel’in ictihadları görüş ve düşünceleri çerçevesinde oluşan fıkhi mezhep. Caferi mezhebi İmam Caferi Sadık’ın ictihadları görüş ve düşünceleri çerçevesinde oluşan fıkhi mezhep. Tasavvuf İslam dininde yer alan ahlakî esasları hayata geçirmeyi amaçlayan, Peygamber Efendimizin sünnetine dayalı bir hayat tarzını yaşam biçimi haline getirmeyi ilke edinen ilim dalıdır. Mutasavvıf Tasavvufî hayat tarzını benimsemiş ve yaşam tarzı haline getirmiş ilk dönemlerinde tasavvufi yorumlar yoktu. Çünkü o zamanlar Müslümanlar sade ve gösterişten uzak bir hayat yaşıyorlar, Peygamber Efendimizin sade yaşamını bizzat gördükleri için lüksten, gösterişten uzak duruyorlardı. Ayrıca sahabe efendilerimiz Kur’an ahlakını titizlikle uygulamaya çalışıyorlardı. Çünkü gözlerinin önünde en büyük örnek olan Peygamberimiz vardı. Tasavvufî Yorumlar Nasıl Ortaya Çıktı » Peygamberimizin vefatından sonra İslam topraklarının genişlemesi ve fetihlerin etkisiyle Müslümanlar zenginleşti. » Bu durumun sonucunda İslam dünyasında lüks ve gösteriş arttı. » Bunu farkeden bazı İslam alimleri, Hz. Peygamber’in ve sahabelerin dönemindeki hayat tarzına tekrar dönülmesi konusunda eğitici ve öğretici çalışmalar yaptılar, görüşler sundular. » Bu görüşler; dünya malının büyüsüne kapılmamak, mal zenginliği yerine gönül zenginliği, nefsi terbiye etmek gibi Kur’an ahlakında yer alan ilkelerdi. » Zamanla bu görüşler doğrultusunda tasavvufi yorumlar oluştu. Yesevîlik Türkistanlı Hoca Ahmed Yesevi’nin öl. 1167 görüş ve düşüncelerine dayanan tasavvuf ekolüdür. Hoca Ahmed Yesevi, Türkistan’ın Yesi kentinin Sayram kasabasında dünyaya geldi. Küçük yaşta babasını kaybetti. İlk eğitimini Yesi şehrinde aldı. Ardından dönemin önemli ilim merkezlerinden Buhara’ya gitti ve orada ilim tahsil etti. Sonra memleketi Yesi’ye dönüp ders vermeye başladı. Birçok öğrenci yetiştirdi. Öğrencilerine ve insanlara İslam dininin inanç, ibadet ve ahlak esaslarını Ahmet Yesevi, insanlara İslam’ın ilkelerini anlatırken “hikmet” adı verilen şiirlerini kullandı. Sade, akıcı ve anlaşılır bir Türkçe ile yazdığı bu şiirleri, halkın İslam’ı anlayıp öğrenmesinde çok etkili oldu. Ahmet Yesevi’nin hikmet adı verilen bu şiirlerinin toplandığı kitabının adı “Divan-ı Hikmet”tir. Yeseviliğin Önemli Bazı İlkeleri » Dünya malına değer vermemek » Allah’ın emirlerine uyma konusunda titiz davranmak » Doğru sözlü ve dürüst olmak » Kendini başkalarından üstün görmemek » Cömert olmak » Sırları açığa vurmamak » Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek » Misafire ikram etmek » Yumuşak huylu olmak » Cemaatle namaza önem vermek » Devamlı abdestli gezmek » Allah’ı çokça zikretmek… Kâdirîlik Abdülkadir Geylani’nin öl. 1169 görüş ve düşüncelerine dayanan tasavvuf ekolüdür. Abdülkadir Geylani Peygamberimizin soyundan gelmekte olup İran’ın Geylan kasabasında doğdu. Küçük yaşlardan itibaren ilim tahsiline başladı. İlk eğitimini Geylan’da aldı. Ardından devrin önemli ilim ve kültür merkezlerinden Bağdat’a giderek orada meşhur alimlerden ilim tahsil etti. Önce Kur’an’ı ezberledi. Sonra da tefsir, hadis, fıkıh, kelam, mantık, matematik ve tıp ilimlerinde eğitim aldı. Eğitim hayatını tamamladıktan sonra öğrencilerine dersler vermeye, halka İslam’ın ilkelerini anlatmaya başladı. Sohbetleriyle ve verdiği derslerle insanlar üzerinde derin etkiler bıraktı. Eserleri yüzlerce yıl beğeniyle okundu. Abdülkadir Geylani’nin Önemli Eserleri Fütûhu’l-Gayb, El-Fethu’r-Rabbanî, Günyetü’t-Tâlibîn Kadiriliğin Önemli Bazı İlkeleri » Şakayla bile olsa asla yalan söylememek » Verdiği sözünü yerine getirmeye çalışmak » İnsanlara ve diğer canlılara kötülük yapmamak » Hiçbir durumda beddua etmemek » Günah işlemekten özenle kaçınmak » İnsanlara yük olmamak » Başkalarının malını mülkünü kıskanmamak » Her zaman alçak gönüllü olmak » Mecbur kalmadıkça Allah adına yemin etmekten kaçınmak… Nakşibendîlik Nakşibend kelimesi Farsça’da İran dili nakış yapan anlamındadır. Muhammed Bahauddin hazretleri tasavvufu insanların kalbine nakış nakış işlediği için kendisine bu lakap verilmiştir. Nakşibendilik, Muhammed Bahauddin Nakşibend’in görüş ve düşüncelerine dayanan tasavvuf ekolüdür. Muhammed Bahauddin Nakşibend, Buhara yakınlarındaki Kasr-ı Ârifân köyünde dünyaya geldi. Döneminin alimlerinden ve mutasavvıflarından ilim tahsil etti. İlmiyle, takvasıyla, sade yaşantısı ve güzel ahlakıyla herkes tarafından sevilip sayılan bir kişi oldu. Ayrıca o mütevazi bir insandı. Haramlardan son derece sakınırdı. Hediyeleşmeye önem verir, kendisine gelen hediyeleri karşılıksız bırakmazdı. Nakşibendiliğin Önemli Bazı İlkeleri » İnsan helal çerçevesinde dünya nimetlerinden yararlanmalı, günlük işlerini aksatmamalıdır. Ancak Allah’a karşı kulluk görevlerini asla ihmal etmemelidir. » Daima Allah’ı zikretmeli, O’nu hatırından çıkarmamalıdır. » Allah’ın emir ve yasaklarına uymakta titiz davranmalıdır. » Allah’ın tüm yarattığı canlılara iyilik etmelidir. » İbadete devam etmeli, her işte Allah’ın rızasını gözetmelidir. » İç ve dış dünyasını her türlü kusurdan arındırmalıdır. » Nakşibendiliğin en temel ilkelerinden biri “Halk içinde Hak ile beraber olmak”tır… Mevlevîlik Büyük Türk mutasavvıfı Mevlana Celaleddin Rumî’nin görüş ve düşüncelerine dayanan tasavvuf ekolüdür. Mevlana hazretleri 1207 yılında Belh şehrinde dünyaya geldi. Babası sultânu’l-ulema alimler sultanı Sultan Veled, annesi Mü’mine Hatun’dur. Mevlana küçük yaşlarda iken ailesi ile birlikte Anadolu’ya göç etti ve Konya şehrinde yaşamaya başladı. İlk tahsilini babasından aldı. Daha sonra Halep, Şam, Konya gibi zamanın önemli ilim merkezlerinde eğitim gördü. Zamanının bütün ilim dallarında kendini çok iyi yetiştirdi. Büyük medreselerde dersler okuttu, çok talebeler yetiştirdi. Görüşleriyle, düşünceleriyle ve eserleriyle geniş halk kitleleri üzerinde derin etkiler bıraktı. 66 yaşında Konya’da vefat etti. Mezarı Konya’dadır. Mevlana, insanların eğitimi üzerinde önemle dururdu. O, güzel ahlaklı insanlardan oluşmuş huzurlu bir toplumun eğitim sayesinde mümkün olacağını belirtmiştir. Mevlevilikte “sema” töreninin önemli bir yeri vardır. Sema Ney ve nısfiye gibi müzik aletleri eşliğinde elleri iki yana açıp dönerek yapılan zikir. Mevlana Celaleddin Rumî’nin Önemli Eserleri Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fîhi mâ fih. Mevleviliğin Önemli Bazı İlkeleri » İnsanları sevmek ve hoşgörülü olmak » Başkalarının ayıplarını yüzlerine vurmamak » Din, dil, ırk ayrımı yapmadan bütün insanları sevmek » İnsana değer vermek » Gönlümüzü kötü huylardan arındırmak » İbadetleri samimi bir şekilde yerine getirmek TDV İslâm Ansiklopedisi – Mezhep Başlığı
inne meıye rabbi seyehdin faziletleri